TATbim
Banner Ağı
Bedava Reklam
www.tatbim.de
HOSTİNG
Web Hosting
RADYO HOSTİNG
www.jethost.de
Divx Forum
Divx Paylaşım
Türk Film Arşivi
www.dostkervani.net
Site Rehberi
Sitenizi Ekleyin
Hitiniz Artsın
www.yenilist.com
RADYODİLAN
24 Saat
Canlı Yayın
www.radyodilan.net
+ Forum TATbim
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
  Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 27
31  Genel Kültür / Garip olaylar (+18) / Ynt: Efsaneler - Korku Hikayeleri - Hayaletler , Ruhlar vs... : Aralık 24, 2007, 11:00:53 ÖS
KARABASAN

Ramazan ayinin ortalarındaydık. Ertesi gün oruç tutmak için sahura kalktım ve uykulu bir halde yemek yedikten sonra, henüz daha soğumayan sıcak yatağıma uzandım. Uykuya dalar gibi olmamla birlikte üzerimde bir ağırlık hissettim. Gözümü açtım ve hareket etme çabalarım sonuçsuz kaldığını gördüm. Yatağımın bulunduğu yerden yemek masasında yemek yiyen annemi görmeme rağmen bir türlü hareket edememem, beni çok şaşırtmıştı. Vücudumun hiç bir noktasını hareket ettiremememin yani sıra parmağımı bile kıpırdatamamam beni iyice telaşlandırdı. Çünkü daha önceden böyle bir olayla hayatim boyunca karsılaşmamıştım. Müthiş bir güç harcamama rağmen hareket edemiyordum ve avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Aman Allah'ım sesim de çıkmıyordu. Yaklaşık 3-4 metre uzakta olan anneme lütfen beni kurtar dercesine çırpınmalarıma karşı bir türlü kendimi fark ettiremiyordum. Artık dayanamayarak gözlerimi kapadım ve "Yeter artık ne zaman bitecek bu işkence? Yoksa ölecek miyim?" gibi düşüncelere dalarken, birden birinin elini omzumda hissettiğim anda üzerimdeki ağırlık bir anda yok oldu. Bağırarak gözlerimi korkuyla açtığımda omzundaki elin anneme ait olduğunu görmenin rahatlığıyla, yataktan sıçrayışımın sesi tüm ev halkını ayağa kaldırmıştı. Peki neydi o üstümdeki cisim? Bir insan uykuda olabilir ama gözleri açık asla...

Bu Hikaye Benim Başımdan geçmemiştir. Sadece Alıntıdır.


KAFALARI KOPMUŞ

İngiltere aniden bastıran sisiyle ünlüdür. Yine sisin yoğun olduğu bir gün kadının biri şehirlerarası bir yolda arabasıyla seyahat ediyormuş. Sabahın erken saatleriymiş. Sis yüzünden pür dikkat ve olabildiğince yavaş gidiyormuş. Derken yolun iki tarafında oldukça garip açıyla park etmiş iki araba görmüş. Önce tırsmış. Ama merakına yenik düşmüş ve arabasını biraz ileride güvenli bir yere çekmiş.

İhtiyatla ilk arabaya yaklaşmış. Her halinde savrularak durduğu belli olan otomobilin görünen bir hasarı yokmuş. Otomobilin etrafında dolaşan kadın şoför mahalinde yan koltuğa doğru yatmış bir adam olduğunu görmüş. Açık pencereden içeri uzanarak, adama seslenmiş. Yanıt alamamış. Bu arada farkında olmadan kapıyı tutunca eline yapışkan bir şey bulaşmış. Alacakaranlıkta eline bulaşan şeyin önce ne olduğunu anlayamamış, ama birden bire jeton düşmüş. Elindeki kanmış.

Panik içinde arabasına koşmuş. Son sürat en yakın yerleşim yerine gidip, polise durumu anlatmış. İngiliz polisi hemen harekete geçmiş. İki arabanın bulunduğu yere vardıklarında, olağanüstü tedbirler alarak arabalara aynı anda iki ekip halinde yaklaşmışlar. Biraz sonra her iki ekip lideri, polis müdürüne arabalarda kafası kopuk birer ceset olduğunu rapor etmişler.

Bir süre sonra cesetlere ait iki kafa bulunmuş. Kafaların her ikisi de darmadağan olmuş vaziyetteymiş. Otomobillerde ise hiç bir hasar yokmuş, cesetlerde başka bir darbe de. Kafalar ise kesici bir aletle kesilmemiş, güçlü biri ya da bir şey tarafından sanki bir serçe kafasıymış gibi çekip kopartılmışa benziyormuş. Polisler bu işin içinden bir türlü çıkamamış. Olaya İngiliz gizli polisi MI5 el koymuş.

MI5'da yeni kurulan seri katil araştırma birimi, olay mahalini didik didik incelemiş. İki gün sonra MI5 karargahına bu esrarengiz olay hakkında bir rapor ulaşmış. Dehşet verici bu olay, aslına basit bir trafik kazasıymış. Raporda olay şöyle anlatılıyormuş. Yoğun sise rağmen hız yapan iki sürücü de bellerine kadar sarkarak yolu daha iyi görmeye çalışıyorlarmış. Karşı yönlerden gelen bu iki otomobildeki sürücüler hızla gelen diğer otomobili çok geç farketmişler. Kafaları birbirine hızla çarpınca, ikisinin de kafası kopmuş


MEZARLIKTAKİ YANGIN

Su an 17 yasındayım ve olay bundan 3-4 sene evvel YASANMISTIR.

O yaz en büyük zevkimiz arkadaslarla gece asagı inmek idi ve hemen hemen indigimiz her gece birbirimize korku hikayeleri anlatırdık. Anlattıgımız hikayeler genelde kendi hayal ürünümüz olurdu fakat anlatırken sanki yasamış gibi anlatırdık ve kendi uydurdugumuz hikayeye o ortamın verdigi gerilimle kendimiz de inanır ve korkardık.
Içimizde en çok hikaye anlatan Nedim diye bir arkadasımız idi. Nedim yasça bizden büyüktü ve bizi korkutmayı iyi başarıyordu açıkçası. Yine böyle bir gecede Nedim bize çok ilginç bir hikaye anlattı. Hikayeye göre bazi insanlar sebepsiz yere içlerinden gelen bir ateşle küle dönüsecek kadar yanıyorlarmis. Bu yanma o kadar çabuk gerçeklesiyomuşki, kendisini kurtarmaya zamanı olmuyormus kurbanın. Ayrıca bu olay kurban yalnızken gerçekleşiyormuş, yani görgü tanığı olmuyormuş hiçbir zaman. Bu anlattıgı hikaye ilginç olduğu kadar inandırıcı gelmemisti çogumuza. Fakat Nedim evinden getirdigi ansiklopedi de yazılanları bize gösterince tüylerimiz diken diken olmustu hepimizin. Bu olaylar gerçek yasanmıs olaylar olarak anlatılıyordu ansiklopedide kanıtları ile. O gece eve kosar adımlarla çıktım ve bütün gece gözlerime uyku girmedi. Ertesi gün ise belki hepimiz için hayatımızın en korkunç günü olmustu.

Gelen habere göre Nedim bir sokak arasında ölü bulunmustu ve isin ilginç yanı Nedim'in gömüldügü mezarlıkta 1 hafta sonra yangın çıkmıstı ve bütün mezarlar yok olmustur.Inanmayan arkadaslar eski gazeteleri karıstırabilirler. Tarih: 3 Eylül 1997, Mersin mezarlıgı orman tarafında onlarca mezar yanmıstır.





Adamin biri, bir cumartesi gecesi evine dönüyomus. Birden 15-16 yaslarinda sevimli bi kizin yolun kenarinda otostop yaptigini görmüs.

Adamin da ayni yaslarda iki kizi varmis. Hemen arabayi kizin yanina yanastirmis, "Gece yarisi böyle issiz bir yerde ne yapiyosunuz Allah askina? Bu saatte otostop mu yapilir?" demis. Kiz, "Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz? Buraya çok yakin. Bu iyiliginizi ömür boyu unutmam" diyerek arka koltuga oturmus. Kizin üzerinde cicili bicili, hos bir elbise varmis. Evinin adresini vermis.

Gerçekten de yakinmis ev. Adam eve vardiginda önünde durmus, "Iste geldik küçük hanim" diyerek arka koltuga dönmüs ama arkada hiç kimse yokmus. Gözlerine inanamamis tabi. Hemen arabasindan inip evin kapisini çalmis. Beyaz saçli, çok yorgun görünen yasli bi kadin açmis kapiyi. Adam heyecanla, "Bana inanmayacaksiniz ama yoldan küçük bi kiz aldim. Bana buranin adresini verdi ama tam geldigimizde... "

Yasli kadin adami susturmus, "Biliyorum, biliyorum" demis, "Sonra da ortadan kayboldu degil mi? Bu basimiza ilk defa gelmiyor. Her cumartesi aksami ayni sey olur..." Meger kiz bir cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazasi geçirmis ve oracikta ölmüs. Simdi her cumartesi gecesi kazada öldügü yerden otostop yapip evine gelmek istiyomus ama bunu bugüne kadar basaramamis. Kadin bunlari anlatirken adamin gözü piyanonun üzerindeki kizin fotografina ilismis. Evet, kiz ayni kizmis ve üzerinde de ayni elbise varmis.





Mezbahadan et taşıyan bir tırın sabahın erken saatlerinde yüklenip bir an önce yola çıkması gerekiyormuş. İşe sabahın kör vakti gelen işçiler, tırı yüklemeye başlamışlar. Alelacele işi bitirmişler. Tırın şoförü arkadaki soğuk hava deposunun kapısı kapatılır kapatılmaz yola çıkmış. Ancak son eti çengele takmaya uğraşan işçinin içeride kaldığını kimse farketmemiş. Uyku sersemi olan işçi de başına gelen korkunç şeyi, ancak tır hareket edince farkedebilmiş. Tır hiç durmadan 8 saat yol alacağından, arkadaşları kaybolduğunu farketmezlerse donarak öleceği kesinmiş.

Bir süre duvarları yumruklamış ama sesini duyuramayacağını biliyormuş. Bir süre sonra üşümeye başladığından hareketleri yavaşlamış ve bir kenara çöküp ölümü beklemeye başlamış. Oturup kaçınılmaz sonunu beklemeye başlamış ve cebinden çıkardığı kağıt kaleme yazmaya başlamış. 1. saat: çok üşüyorum; 2. saat: her yerim uyuşuyor; 3. saat: ayaklarımı hissetmiyorum; 4. saat: donarak ölmek istemiyorum, kalemi tutucak gücüm kalmadı, ellerim dondu...

Tır etleri teslim edeceği yere geldiğinde şoförü dondurucunun kapısını açınca içerisinin soğuk olmadığını farketmiş. Sabah yola çıkarken aceleden dondurucuyu çalıştırmadığını hatırlayan şoför, lanetler okurken köşede büzülmüş yatan işçiyi görmüş. Adamın uyuyakaldığını sanan şoför, işçiyi sarstığı halde uyandıramamış.

Polis olaya el koymuş, şoför tutuklanmış. Bir müddet sonra adli tabip raporunda işçinin ölüm nedeni vücut ısısının hızla düşüşü olduğu açıklanınca temize çıkmış. Meğerse talihsiz işçi psikolojikmen ölmüş



Olay 1999 yazında gerçekleşmişti. Ben bu tarihte Erdek'te bir otelin barında çalışıyordum. Bu nedenle geceleri geç yattığım için öğlen kalkıyordum. Yine böyle gece geç saatlere kadar çalıştığım bir günün ertesi;öğlen saat 4 gibi kalktım ve her zaman yemek yediğim yer olan otelin karşısındaki büfeye gittim. Orada otelin güvenliklerinden biriyle karşılaştım ve beraberce bir masaya oturduk. Yemeğimizi yerken yanımıza benim arkamdan biri yanaştı ve aynen şu cümleyi söyledi:
-"falına bakmamı ister misin?"
Ben bu lafın bana söylenmediğini düşünerek tostumu yemeğe devam ederken.Sesinden kadın olduğunu anladığım o şahıs aynı soruyu tekrarladı:
-"falına bakmamı ister misin?"
Bunun üzerine dayanamayıp arkamı döndüm. Ben de herkes gibi, döndüğümde o tipik falcı kılığındaki birini göreceğimi sandığımdan hızlı ve sinirli bir dönüş yaptım ki bunun bir diğer nedeni o güne kadar fala inanmıyor olamamdı. Kadınla göz göze geldik ve kadın az önce sorduğu soruyu benim ona herangi bir şey söylememe fırsat vermeden yineledi:
-"falına bakamamı istermisin?"
Ben de üzerimde neden olduğunu bilmediğim o bir anlık şaşkınlığı atarak hızlı bir şekilde “hayır” diyerek arkamı döndüm .Bunun üzerine yanımdaki güvenlik arkadaşımın kadına "benim falıma bak"dediğini duydum. “Duydum” diyorum çünkü o 3-5 saniye arası sanki yaşanmamış gibi geliyordu. Arkadaşım kolumu tutarak benim de baktırmamı parasını kendisinin vereceğini söyledi. Ben de gayri ihtiyari sanki bunu yapınca rahatlayacakmışım gibi kafamı olur anlamında salladım. İşte tam bu sırada falcı kadın arkadaşıma onun falına bakmayacağını söyledi ve benim yanıma gelerek sanki bir “Rıdvan”(cennetin bekçisi) gibi tepemde dikildi. Bunun üzerine ben de ne istediğini istediğinin para mı olduğunu sordum. Falcı kadın aynen şunları söyledi:
-falına bakıcam!
Ben de sanki bu bir oyunmuşçasına;
"-niye"dedim.
Kadın buz gibi donuk sesiyle
“-çünkü az önce istediğini söyledin” dedi.
Az önce kaynağını bilmediğim o -irkilme sebebim- gibi görünen kadın bana bir anda çekici gelmeye başladı. Ve aklımdan ““neden olmasın ki ne kaybedersin ki zaten”” denen o en tehlikeli düşünce geçti ve falcı kadına “TAMAM” dedim.
Kadın hiç duraksamadan yanıma oturdu ve kafasını yere doğru eğerek bana sağ elimi uzatmamı söyledi. Ben de biraz yaramazlık olsun diye aklımdan sol elimi uzatmak geliyordu ki falcı kadının ağzından beynimdeki tüm kanı donduran şu sözler döküldü.
“Sakın ha yanlış elini uzatmak gibi haylazca bir şey yapma.”
İşte o an kendimi felç olmuş gibi hissettim. Oradan gitmek istiyordum ama mümkün değildi. Ayaklarım sanki yere mıhlanmış gibiydi. Ben bu korkuyla karışık durumda sağ elimi kadına uzattım. Kadın parmaklarımın arasına bir bezden sıktığı sıvıyı sürdü ve sağ elimi sol elimle kapattı. Ve sonra sanki bana acırmışçasına baktı. Ardından elimi açtı ve bir şeyler mırıldanmaya başladı. Bi an sustu ve bana kelimelerine hiç aralık vermeden şunları söyledi:
“Bir kağıt alacaksın ve bu seni büyük bir topluluğun içine sokak, 3 gün içerisinde çok sevdiğin iki insanı kaybedeceksin. Şu an sıkıntıların var ama yarın bunların hepsi sona erecek. Annen çok uzaklardan bir haber alacak. Ve en son söylediği söz ise şuydu 2 abinden büyük olanı küçük olanından daha uzak bir yere gidip sizden ayrılacak.
Olayın hikaye kısmını geçerek size o hafta olan olaylardan bahsdeyim.2 gün sonra üniversite sınav sonuç kağıdım geldi ve ben artık bir kalabalığın içinde olmaya hak kazanmıştım. Bundan bir gün sonra kuzenim intahar ettiği haberini aldık ve aynı gün dayım kalp krizinden öldü. Ortanca abim aniden askere gitmeye karar verdi ve diğer abim de üniversite için Avusturalya’ya gitti. Ben bu olayın üzerinden yaklaşık 3 yada 4 ay sonra tesadüfen tekrar Erdek'e gittim. Aklıma bu kadın geldi ve aramaya karar verdim. ancak tüm aramalarım boşa çıkmıştı ki. Son bir kez uğradığım benzin istasyonundakilere sorarken birisi bana o kadını tanıdığını ancak o kadının yaklaşık 3 sene önce öldüğünü söyledi. Benim o anki halini tarif edemiyeceğim için bu tarifi size bırakıyorum. Daha sonra adama olayı anlattım .Adamın bana inanmamış olduğunu anlasam da kadının yaşadığı yeri bilip bilmediğini sordum. Bana kadının evini tarif edebileceğini söyledi. Ben tarif doğrultusunda eve gittim. Ancak gittim yer bir ev değil harabeydi. Yanmış yıkık dökük içinde şarap içenlerin olduğu yıkıntı bir yerdi. Ben evin içine girdim biraz dolaştım içerde şarap içen insanlara böyle birini görüp görmediklerini sordum. Kimse görmediğini söyledi ben de ümidimi kesmiş evden tam ayrılacağım sırada az önce çıktığım merdivenlerin üstünde kadının benim elimin üstüne sıktığı bezi gördüm. Diyeceksiniz ki aynı bez olduğunu nerden biliyorsun.
ÇÜNKÜ O GÜNDEN SONRA SAĞ ELİMDEKİ KOKU HİÇ ÇIKMADI.



Hikaye şöyle başlıyor......

Büyükbabam köyde oturduğu için köyde her zaman olan şey ahır veya ağıldır e bunlarıda otlatmak için bir çobana ihtiyaç vardır.

bir gün büyükbabam bir çoban almış yanına çobanda kamburmuş sen bu işi yapamazsın yaparım der demez büyükbabam bunu yanına almış.

iyimi hikaye şimdi başlıyor.büyükbabam bunu işe aldığının 7.gününde bu çoban rüyasında aynen şimdi anlatacaklarını görmüş..

7 tane CİN bizim evin tam ortasında "ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA" diye kendi kendilerine oynuyorlarmış.Bizim çobanda onlarla beraber oyuna katılıp çarşambadır çarşamba diye oynamış cinlerin arasından birisi demişki "Bu bizim sözümüzü dinliyor buna bir iyilik yapalım" demiş.Diğer cinlerde tamam der demez cinlerden biri bu çobanın kamburunu düzeltmiş.Düzeltir düzeltmez Çoban uykudan kan ter içerinde kalkıyor ve birde bakıyorki kamburu yok çok seviniyor tabi garibanım... kamburu yok oldu ya bunu anlatıyo işte büyükbabama ertesi gece bu çoban tekrar yatağına yatıyor aynı rüyayı tekrar görüyor fakat bu sefer CİNLER o günün perşembe olmasına rağmen yine "ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA DİYE oynuyorlarmış çoban yine girmiş aralarına ve aynen şöyle demiş "TAMAM DÜN ÇARŞAMBAYDI AMA BUGÜN PERŞEMBE HADİ PERŞEMBE DİYE OYNAYALIM DEMİŞ" CİNLER HİÇ ORALI BİLE OLMADAN YİNE "ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA" Diye oynamaya devam etmişler çoban iyice ısrar edince böyle yapalım diye cinlerden biri aniden "ADAMIN YANINA GELMİŞ VE DEMİŞKİ DEMEK SEN BİZİM DEDİĞİMİZİ DEMESSİN HA AL SANA BİR MAHLUK DEYİP TEKRAR ESKİ HALİNE YANİ KAMBUR HALİNE GETİRMİŞ" tabi sabah kalktığında da aynı eski haline dönmüş bu gerçek bir olay yani arkadaşlar ne bir rivayet nede bir efsane.....



Amerikan Adlî Tip Dernegi'nin ödül yemeginde baskan Don Harper Mills, San Diego'daki dinleyicilerini, aktardigi acayip bir ölüm olayindaki adlî komplikasyonlarla saskina çevirdi. Iste hikâye:

23 Mart 1994'te Ronald Opus'un cesedini inceleyen adli tabip, onun kafasindan yedigi kursunla öldügü sonucuna vardi. Müteveffa, 10 katli bir binanin tepesinden intihar niyetiyle asagi atlamisti. (Umutsuzlugunu, geride biraktigini bir notta açikliyordu.)
9. katin önünden geçerken pencereden gelen bir kursunla hayati sona ermisti.
8. kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmus bir ag bulundugunu, ne silahi çeken ne de müteveffa biliyordu. Kursun olmasaydi Opus'un intihar girisimi zaten basarili olamayacakti.
Normal olarak, diye devam etti Dr. Mills, intihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladigi gibi olmasa da, bunu eninde sonunda basarir... Opus'un 9 kat asagidaki kesin ölüm yolunda vurulmus olmasi, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan cinayete çevirmeyecekti. Fakat onun intihar girisiminin basarili olmayisi, savciyi elinde bir cinayet vakasi oldugu düsüncesine itti.
Silahin patladigi 9. kattaki odada yasli bir adam ve karisi yasiyordu. Tartisiyorlardi ve adam kadini silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmisti ki tetigi çekti, mermi kadini iskalayarak pencereden disari yöneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A sahsini öldürmeye tesebbüs eder fakat B sahsini öldürürse, o B sahsini öldürmekten suçludur.
Bu suçlamayla karsi karsiya kaldiginda, hem adam hem de kadin silahin dolu olmadigi konusunda kesinlikle emin olduklarini söylediler. Çünkü yasli adam uzunca bir süreden beri, bos silahla karisini korkutmayi aliskanlik haline getirmisti.
Öldürme kasti yoktu. Böylece Opus'un öldürülmesi bir kaza oluyordu, yani silah kazara doldurulmustu. Arastirmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklasik 6 hafta önce yasli çiftin oglunu, silahi doldururken gören bir tanik ortaya çikti.
Anlasildigina göre, yasli kadin, oglundan mali destegini çekmisti ve babasinin onu silahla korkutma temayülünü bilen ogul, onun annesini vuracagini umarak silahi doldurmustu. Artik olay, oglun Ronald Opus cinayetinden sorumlu oldugu noktasina gelmisti.
Tam bu sirada yeni bir 'viraj' çikti. Arastirmalara devam edilince, annesinin ölümünü bir türlü saglayamayisi sebebiyle oglun umutsuzlugunun arttigi anlasildi.
Bu onu 23 Martta, 10 katli binanin tepesinden atlayarak intihar etmeye itmisti. Ancak ölümü planladigi gibi olmamisti; 9. katin önünden geçerken pencereden gelen kursunun kafasina isabet etmesi nedeniyle Ronald Opus'un hayati sona ermisti. Dosya intihar olarak kapatildi.



SEYTAN

Yil 1994 temmuz ayi cumartesi aksami.. Ben ve kardesim o aksam yemek yiyorduk ve aniden zil çaldi, kapiyi annem açti.Kapida olan kisiler arkadaslarimdi ve bizi asagiya çagiriyorlardi saat 10.00'na geliyordu sofradan kalkar kalkmaz asagiya indik arkadaslarimizla her gece korkunç hikayeler anlatirdik, (Gece dedim çünkü sabahlara kadar oturur hikayeler anlatir oyun oynardik) her kafadan bir hikaye çikardi ortaya ama birbirimizi korkutmak için yaris yapardik.O aksam herkez hikayesini anlattiktan sonra oyun oynamaya karar verdik, o zamanlar 11 yasindaydim ve saklanbaç oynamayi çok seviyordum. Ebe saymaya basladiginda herkes yerini almisti ve bende, tabiki ben o anki olacak olaylardan haberdar degildim, kim bilirdiki seytani karsimda görecegimi neyse konuya geçelim ben yerimde ebenin saymayi bitirmesini bekliyordum ebenin saydigi binanin yan tarafindaydim ebebin saymasi bitmedigi için sikintiya girmistim o, an arkami dönmemle dona kalmam bir olmustu simdi seytanla karsikarsiyaydim o herkesin bildigi gördügü bir tipten degildi (tabiki görenler için..) 2 metre boyu,yumrugum kadar iri ve kipkirmizi gözleri çatal biçiminde uzun asasi 2 adet iri buynuzlari ve üstünde siyah birseyi vardi ama ayaklari yoktu evet yanlis okumadiniz ayaklari yoktu adeta uçuyordu o, anda vücudum çözülü vermisti hemen bahçenin ortasindaki kuyunun arkasina saklanmistim ebe agladigimi duyunca hemen arkadaslara haber verdi bu seytani yakin arkadasimda görmüs ve oda çok korkmustu. (ismini vermeyecegim.) Ve bu olaylardan sonra her pisligin yaninda cinlerin olduguna saitlik ettim. Ertesi sabah seytani gördügüm yere geldik orada bulunan ev bombostu evin içinde bir el vardi ve sanki el bizi seyrdiyordu önce inanmadik sonrada banyoda gördük ev zemin kattaydi banyonun penceresinden içeri yumurta kartonu attik ve karton geri geldi ve bu olay bi kaç defa gerçeklesti ne zaman oraya gitsek üst kattakilerin kizini yerde baygin buluyorduk ve bu olaydan sonra bisey farkettimki ne zaman korkunç hikayeler anlatsak ozaman kötü seyler oluyordu ama anlatmayida seviyorduk. Bu yüzden siz siz olun sakin korkunç seylerden bahsetmeyin eger cinlerden bahsedecekseniz kötü varliklar diye konusun, bunu sakin unutmayin...




Abraham Lincoln ile John Fitzgerald Kennedy'nin yaşamları ve uğradıkları suikastlar, inanılmaz bir dizi olayla birbirlerine bağlıdır. Lincoln ilk defa 1846 yılında Kongre'ye seçildi. Kennedy ise tam 100 yıl sonra... 6 Kasım 1860'da Lincoln ABD'nin 16. başkanı seçildi; Kennedy ise 8 Kasım 1960'da 35. başkan oldu. Ölümlerinden sonra yerlerini alan yardımcılarının ikisinin de adları Johnson'du; Andrew Johnson 1808'de, Lyndon Johnson 1908'de doğmuştu. Lincoln'u vuran J.W.Booth 1838 yılında, Kennedy'nin katili Oswald ise 1939'da doğdu. İkisi de güneyliydi ve mahkemeye çıkartılamadan vuruldular. İkisi de cinayeti bir tiyatro binasında işleyip, daha sonra bir ahıra kaçtılar. Suikast gününde Lincoln bir korumasına, "Benim canımı almak isteyen bir adam var. Başaracağından kuşkum yok. Olacağı varsa önüne geçilemez." demişti. Kennedy ise eşine ve yardımcısı O'Donnel'a, "Biri beni bir tüfekle bir pencereden vurmak isterse kimse onu durduramaz. Bu yüzden niçin kendimi üzeyim?" demişti. Lincoln ve Kennedy insan haklarını savunmalarıyla tarihe geçtiler; ikisi de bir cuma günü kafalarının arkasından vuruldular ve eşleri de yanlarındaydı. Lincoln Ford Tiyatrosu'nda vuruldu; Kennedy ise Ford Motor Şirketi tarafından yapılan bir arabada hayatını kaybetti. Başka bir ilginç tesadüf ise Kennedy'nin Evelyn Lincoln adlı bir sekreteri olması ve Kennedy'ye Dallas'a gitmemesi için ısrar etmesiydi. Lincoln'un sekreterinin ismi de aynıydı...



Ölünün altın dişleri
Ben Gaziantep/Nizip ilçesinde oturuyorum.Tarih yaklaşık olarak 1993-1994.Ben evden kaçmaya karar verdim cebimde param olmadığı için yola çıkıp otostop yaptım. Adana'ya kadar bir kamyonla gittim, tek amacım Ankaraya ulaşmaktı. Adana'nın içinde gezerken bir arkdaşa rastladım o da benim gibi evde kaçmıştı. Onla tanıştık tan sonra onunda ismini Coşkun olduğunu öğrendim. Adaşıma durumumu izzah ettim onunda durumu benden farksız değildi. Uyumak için bana camiyi teklif etti. Yatsı namazı herkes namaz kılarken bizde en arka sırada yerimizi aldık. Herkes secde ettiğinde adaşım bana dik dik duran halıları gösterdi. Cemaat yine secde ettiğinde biz kaçtık ve o halıların arasına gizlendik. Namaz bitti herkes evine dağıldı hoca kapıyı kitledi. Biz tekrar halıların arasından çıkıp rahat rahat uyumaya başladık, sabah namzında aynı şekilde çıkarız diye düşünüyorduk. Gece saat iki, iki buçuk arası kapıta bir tıkırtı duyuldu biz hemen halıların arasındaki yerimizi aldık. İçeriye bir tabut bıraktı ve gittiler üzerinde bir yabancı yazı yazılıydı. Arkadaşım tabutu açmamızı teklif etti tabi ben bu işe karşı çıktımsada dinlemedi. Caminin içinde tabudu açmak için birşeyler ararken hocanın tamirat için kullandığı içinde çivi, kelpeten, çekiç olan ahşab bir kutu bulduk ve onla tabutu açtık ve tabutta bir bayan cesedi olduğunu gördük. Arkadaşım ağzına baktığında üç tane altın dişi olduğunu gördü ve onları çekmeye başladığında ben çok korkmuştum. Sen bana güvenmiyorsun diye altın dişleri bana verdi ve yarın o dişleri satıp karnımızı doyurup ve yol parası yapacaktık. Kendisi uyudu ben korkudan uyuyamadım. Sabah namazı hoca geldi ve biz tabi halının arasındaki yerimizi almıştık. Hoca geçerken cübbesi tabudun kapağına takılıp ve tabudun kapağı yere düştü bu esnada arkadaşım fırlayıp dışarı kaçtı ben kaçacağım sırada hoca aniden kapıyı kapattı. Hoca caminin içnde beni kovaldığı yerde açık bir kapı buldum ve içeri girdim oysaki o kapı minarenin kapısıymış. Yukarı tırmanırken hocada arkamdan geliyordu. Şerefeye çıktığımızda hoca aniden beni yakalayacağı yerde ben dengemi kaybedip minareden aşağı düştüm. Uyanımdığımda karyoladan düşyüğümü farkettim. Uyandığımda ise cebimde 3 tane altın dişin alduğunu farekttim. O dişleri cebimdem çıkartıp anneme gösterdiğimde, o dişlerin babannneme ait olduğunu öğrendim. Fakat o dişlerin hala nasıl cebime girdiğini anlamış değilim.

Sonu olmayan bir yolculuk

14 yaşımdayken bir gün İsviçre'de arkadaşlarla cin çağıralım dedik ve bu konu hakkında bir sürü bilgi edindik. Yaklaşık 1 hafta sonra ilk seansı denedik ve başarılı olduk. Bu seanslar çok heyecanlı olmaya başladı ve biz bunu sürekli tekrarladık... Ben bu konuyla arkadaşlarımdan daha fazla ilgilendiğim için onlara daha da yakınlaşmak istedim! Önceleri başarılı olamadım ve cinlere inancım azaldı, derken 15 yaşlarımda bu olayları rüyamda yaşamaya başladım ve gerçek hayata geçti. Yavaş yavaş sevmediğim insanlara küçük zararlar gelmeye başladı. Artık birşeyler olmadan önce, hissedebiliyordum buda beni çok mutlu ediyordu ve ben gittikçe kendimi onların yanında hissetmeye başladım! 16 yaşımda Türkiye'ye temelli dönüşümde onlar da benimleydi. Bu şekilde çok güzel ve ilginç yıllar geçirdim ve 18 yaşıma geldiğimde bir radyoda DJ'likle uğraşıyordum. Bir gece nöbeti sırasında yine yalnız değildim ama bu defa bunu hissetmek bana mutluluk vermiyordu aksine huzursuz olmaya ve boğulmaya başladım. Bir ses geçirmez stüdyo da ilginç bir şekilde birinin nefesini ensemde hissettim ve tüylerim ürperdi hatta ilk defa korktum! Tüm bunların yorgunluktan ve uykusuzluktan olabileceğini düşünerek mutfağa bir bardak su almaya gittim. Tam arkamı dönüp ışığı söndürürken biri arkamda adımı fısıldadı ve o an korkudan kanımın çekildiğini hissettim. En kötüsü de radyonun olduğu binadaki daireler işyerleriydi ve gecenin saat 02:30 da benden başka hiç kimse yoktu! Tam bu sırada bu düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan ikinci ve daha şiddetli bir sesle irkildim ve studyoya kaçıp (belki aptallık ama) kapıyı kitledim! Yerime oturdum, suyumu içtim ve müziği sonuna kadar açtım ama yine de bu durumdan kurtulamadım, çünkü bu defa omzuma bir el hissettim!!! Dona kaldım... Hiç kıpırdamadan korkarak karşımdaki aynadan arkamda olup bitenleri kestirmeye çalıştım ve gördüklerim beni dehşete düşürdü!!! Arkamda bir takım gölgeler yer değiştirip duruyordu sanırım 7-8 tane! Panik halinde radyodan resmen kaçarak ve ağlayarak aşağı indim. tek düşündüğüm motoruma atlayıp ordan uzaklaşmaktı ama motoru çalıştıramadım! Bir kaç kez denedikten sonra başardım ve süratle eve gittim. Tam eve yaklaşırken motor birden durdu. Motorun sesini duyan köpeğim koşarak geldi ve beni tanımamış gibi davranıp (ki bu hiç yapmadığı bişey) kaçtı! Ağlayarak hızla eve girdim. Annem büyük bir panikle uyandı ve sonra bir kaç arkadaşımı gecenin saat 03:00 ünde panikle eve çağırdım. O gece hiç birimiz uyumadık ve yalnız olmadığım için kendimi daha iyi hissettim. Ertesi gün farklı farklı hocalara gittik ve yapılması geteken ne varsa yaptılar. Ama tüm bunlar yetmedi ve peşimi bırakmadılar ve en kötüsü artık onlara alışmaya başlamıştım! Sonra sadece birisini çok net bir şekilde bulunduğum her ortamda görmeye başladım! Bir bayandı ve sürekli karşımda, yanımda, hep yakınımda bir yerlerde oturup gülerek beni izliyordu! Onun varlığı artık bana korkudan çok rahatsızlık vermeye başlamıştı. Çünkü; elini tuttuğum veye dokunduğum kızların o an ya burunları kanıyordu ya düşüp bir yerlerini incitiyorlardı ya da bir yerleri ağrıyordu! Böyle devam edemeyeceğimi düşünüp onu ciddiye alıp dinlemeye karar verdim. Bu arada tekrar hocaya gidip bu konuyu danıştım ve benzer olaylarla karşılaşan insanlarla görüştüm. Onun beni rahat bırakması için tek bir isteği vardı o da; cinsel beraberlik! Ama ben bunun yalan olduğunu ve bir kez beraber olduktan sonra ömür boyu onun esiri olacağımı öğrenmiştim! Sürekli beni tahrik ediyordu ve kendime zor engel oluyordum. Bu sırada bana yardımcı olan bir hocanın tavsiyesiyle istanbul da bir medyum a gittim. 3 gün onun evinde kaldım ve çok değişik yöntemler uyguladı. Sonuç mu: Bu başımdan geçen olayı kız arkadaşımla beraber hem de hiç bir yerine bir şey olmadan sizlere aktarabildik! Tek tavsiyem hayatınızı daha heyecanlı kılabilmek için bu olaylarla ilgilenmeyin. Çünkü kaybettiğiniz şey yine kendi hayatınız!!!!

Müzikli son gece

Geçici bir süre için annemin babaannesinin şehir içindeki eski evine taşınmıştık. Evin bulunduğu bölge diğer binaların arka kısmında kalıyordu ve evin ön tarafı bahçe olmakla birlikte yan tarafındaki okulun bahçesine bitişik olarak bir duvarla ayrılıyordu. Okulun bulunduğu bölge uzun zaman önce mezarlıkmış. Kentleşme büyüdükçe mezarlığı taşıyıp okul kurma kararı alınmış. Fakat Sarı Kız isminde bir yatırın mezarını bir türlü kaldıramamışlar. Buna yeltenen makinaların her biri muhakkak arızalanıyormuş. Bundan dolayı kaldığımız evin bahçesinden hemen çıkışında sol tarafta bu yatırın mezarı vardı. Temiz kalpli insanların bu yatırı gece yarısı saatlerinde bölgesinde bulunan eski bir çeşmeden takunyalarıyla giderek su aldığını gördüğü söylenir. Topuklarına kadar uzun sarı saçlarıyla genç bir kız görünümünde olduğunu duymuştum. Bu yatırın eve yakın olmasından rahatsızlık duyuyor ve geceleri evde rahat olamıyordum. Zamanla bir şey olmadığını görmüş ve rahatlamıştım haliyle. En büyük zevklerimden biri de müzik çalarken uyumaktı. Tarkan'ın ilk kaseti çıkmıştı ve ''asla'' isimli parçasından çok hoşlanıyordum. Kaseti aldığımın ilk gecesiydi. Ve o şarkıyla uyumak üzere teybimi hazırlamış ve üstelik eğer uyuyamazsam tek kaset yetmez diye düşünerek ikinci bir kaset koymuş ve continue play durumuna yani ilk kaset bitince ikinci kasete başlaması için hazırlamıştım. 01:00 civarı yatağıma uzanarak müzikli düşüncelerle uyumaya çalışıyordum. Hava biraz soğuk olduğu için yorganıma iyice gömülmüştüm. Uykunun o ince çizgisine gelmiş ve müzikten dolayı iyice gevşemiştim. Artık uyku moduna geçtiğimi düşündüğüm bir anda teybimden çıt çıt diye bir ses geldi. Bu ilk kasetin bittiğine işaretti. Fakat sessizlik olmamıştı yani çalan parça yarıda idi. Buna anlam veremeyerek gözlerimi açmıştım. Yanılmış olabilirdim ikinci kaset başlamalıydı bu sırada diye düşünürken tekrar çıt çıt diye gelen iki sesle ikinci kasetinde başlamadan önce kapandığını hissettim. Yıllardır kullandığım teybimi iyi tanıyordum. Bu şekilde kapanmasına mekanik olarak imkan yoktu ki elektrikler gitmiş olsa bile otomatik olarak kapanmazdı. Bu anlam veremediğim olaya karşı yatağımdan doğrularak yavaşça teybimin olduğu tarafa bakmaya çalıştım. İçerisi loş olduğu için teybimi seçemiyordum. Anlam veremediğim bu olaya karanlığın içinde öylece bakakalmıştım. İçimde kötü bir his belirmişti ve korktuğumu hissederek kımıldayamıyordum. Nitekim annemlerde hemen yan odamda uyuyorlardı bu bana azda olsa cesaret veriyordu. Fakat oda da yalnızdım. Bu olanlar bir kaç saniye içerisinde oluyordu. O doğrulmuş halimle yatağımda tuhaf bir sallanma olduğunu sezmiştim. Hafif bir biçimde sağa ve sola sallanıyordu bedenim. kalp atışlarımı da duyuyordum. Bu sallantı kalp ritmlerimdenmi kaynaklıydı çözemedim. Evin tavanı ahşap malzemedendi ve tam üstümden başlayarak gittikçe güçlenen bir gümbürtü diğer odalara kadar hızla ilerledi. bu an şok anımdı. Bir veya iki saniye gümbürtünün dinmesini bekledim. Ne annemlerin varlığı nede yatağımdaki sallantı aklımdaydı. Mantıksız olaylar üst üste geliyor ve canıma okuyordu Tüm bedenim kaskatı olduğu halde beynimden bir iki saniye içinde sayısız dua döküldü. İşe yaramışmıydı bilmiyorum ama o gümbürtü geri dönmemişti. bundan istifade ederek yatağımdan dualarla birlikte fırlamamla hiçbir şey göremediğim o karanlık içinde lambayı yakmamı sağlayacak olan düğmeyi tek hamlede tokatlamıştım. Florasan olduğu için iki saniye daha beklemem gerekiyordu. İki gün gibi geçen o iki saniyeden sonra göz kırparak florasanın yanmasıyla içerini net olarak görebildim. Odamda hiçbir tuhaflık yoktu. kalp atışlarımın gürültüsünden başka bir ses varmı yokmu anlayamıyordum. Bir cesaret daha göstererek bilinçsizce kapımı açarak hemen yan odadaki annemlerin odasının kapısını araladım. odamın ışığından yansıyan ışıkla annemin uyuyan yüzünü gördüm. Uyanmamışlardı. Hemen odaya daldım ve bir kaç saniye başlarında sağa sola bakındım. Annem tavşan uykusu olan biriydi ve benim odadaki varlığımı hissederek gözlerini açtı ne olduğunu sordu. O gümbürtüye uyanmamış olması hayret verici birşeydi benim için. Anlaşılan benden başka bunu duyan olmamıştı. Annemi odama çağırdım ve ondan önce giderek azda olsa rahatlamış biçimde teybimi inceledim. Herşey normaldi. Beni asıl hayrete düşüren içindeki kasetin durumuna baktığımda iki kasetinde hiç ilerlememiş gibi en başında sarılı biçimde durduğunu görmem oldu. Kendimden kuşku duydum. Anneme de hiçbir şey ispat edemedim. Annemin yorumu gece tavan arasında dolaşan kediler hakkında oldu. Bende o gümbürtüyü bir kedinin yapabilmesi için ancak dört bacağını ve kuyruğunu altından toplayarak deli gibi poposu üstünde zıplayarak ilerlemesi gerektiğini söyledim. Bir kedinin işi olamazdı. Sanırım başka güçler tarafından uyarılmıştım. Kısık bile olsa müzikten rahatsız olan komşularım vardı. O evden taşındıktan sonra da müzik dinleyerek uyumayı denesemde uyuyamadığımı gördüm. Bir zevkimden daha mahrum bırakılmıştım.
32  Genel Kültür / Garip olaylar (+18) / Efsaneler - Korku Hikayeleri - Hayaletler , Ruhlar vs... : Aralık 24, 2007, 10:49:54 ÖS
Yatağın Altındaki Kız Kim? Bir trafik kazası olur. Genç bir kadın diğer bir genç kadının ölümüne sebep olur. Ama olan olmuştur. Kazada yara da almıştır. Hastaneye kaldırılır. Gece boyunca erkek kardeşi yanında kalmıştır. Kız hiç uyanmadan baygın bir halde uyurken erkek kardeşi de uykuya dalmıştır. Ama bir an bir sesle uyanan erkek kardeş gözlerine inanamamıştır. Çünkü ablasının yatağının altında bir kadın korkunç gözlerle ona bakmaktadır. Hemen kamerasına sarılan erkek kardeş bu kareyi çekip hastane yetkililerini çağırmıştır. Ama yetkililer gelene kadar kız yok olmuştur. Resim incelendikten sonra bu resimdeki kızın kaza sırasında ölen kız olduğu anlaşılır.







Bu olay, Marmara Üniversitesi Ingiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1993 yılında bitiren Dilek isimli bi kızın basından geçmis. (Böyle anlatılıyor, soyadı yok)

Dilek bi gün okuldan çıkmış, durakta minibüs bekliyomuş. Yalnız korkunç da yagmur yağıyomus bu arada. Kızın önüne bi araba yanaşmış. Iyi giyimli, temiz yüzlü bi genç, "Yanlış anlamayın n'olur. Ben de yakın zamana kadar ögrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bi yere kadar bırakayım" demis. Dilek kiz, basta biraz tereddüt etmis ama çocugun iyiniyetine inanmış ve arabaya binmis.

Yolda sohbet filan etmişler. Hoslanmışlar birbirlerinden. Çocuk, "Lütfen izin verin sizi evinize birakayım. Bakın yagmur da iyice hızlandı" demiş, Dilek kabul etmis tabi. Sohbet iyice koyulaşmış. Kızın evine gelmisler, bu arada telefon degiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemisler. Dilek çok etkilenmis çocuktan. O hafta her telefon çaldıgında yüregi hop etmis, "Ay benimki mi arıyo?" diye telefona kosmus. Ama arayan olmamıs maalesef.
Dilek yüzünü kızartıp çocugu aramaya karar vermis, "Belki numaramı kaybetmiştir, n'olucak ki ben arasam" deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamaklı bi kadın sesi açmış. Meger teyze, bizim çocugun annesiymis ve hıçkıra hıçkıra, oglunun trafik kazasında öldügünü söylemiş. Anlattıklarından Dilek anlamıs ki, çocuk onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmıs kazayı. "Keske eve bıraktırmasaydım. Benim bunun sorumlusu" diyerek hemen kendini suçlamaya baslamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, "En azından başsaglığına gideyim bari" diye düşünmüş. Ziyaret aglamaklı ve de yaslı geçmiş. Ayrılma vakti geldiginde iyice havaya giren kız, "Bana oglunuzdan bi hatıra verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmistim" demis. Bunun üzerine anne içeriye gitmis, döndügünde elinde çocugun kaza günü üzerinde olan gömlek varmıs. Üstelik de hala kanlar içindeymis gömlek. Dilek çok kötü olmus, gömleğin niye saklandıgını ve niye ona verildigi anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almıs kanlı gömlegi. Ama eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp, ütülemek olmuş. Bütün gece gömleğe baka baka, zır zır aglamış. Sürekli de, "Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm" diye tekrar ediyomus kendi kendine. Artık ağlamaktan bi'tap düstügünde gömleği yastıgının altına koymuş ve yatmıs.
Sabah uyandıgında kendini daha iyi hissediyomus. Ama yastıgı kaldırdıgında bi de görmüs ki gömlek yine kanlar içinde. Inanamamış bu duruma. "Heralde dün o kafayla iyi yikayamadım" diyerek yeniden yıkamıs gömlegi. Ama ertesi sabah da hiç bi değisiklik yokmuş gömlekte, yine kanlar içindeymiş...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

IŞIKLARI AÇMADIĞIN İÇİN MEMNUNMUSUN ?

Ingiltere'de okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odada kalıyorlarmiş. Bi gece kızlardan biri arkadaşının evine ders çalışmak için gidecekmis.

Diğer kızla vedalaşıp çıkmış ama daha yurttan 100 metre falan uzaklaşmış ki ders kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş. Odaya geri dönmüs tabiyatıyla. Kapıyı açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüs. "Banu yattı heralde" diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, "Simdi kızcağızı rahatsız etmeyim, nasılsa arkadasımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık" deyip çıkıp gitmis. Ertesi sabah sınavdan sonra odasına döndüğünde bir de ne görsün! Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde oraya buraya dağıtılmış.

Duvarda da (muhtemelen kızın kanıyla yazılmış) bir yazı varmış:
"Aren't you glad, you didn't turn on the lights?"

(Işıkları açmadığın için memnun musun?)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------


Adamın biri, bi cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bi kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış, "Gece yarısı böyle ıssız bir yerde n'apıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır?" demiş.

Kız, "Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz? Buraya çok yakın. Bu iyiliğinizi ömür boyu unutmam" diyerek arka koltuğa oturmuş. Kızın üzerinde cicili bicili, hoş bi elbise varmış. Evinin adresini vermiş.

Gerçekten de yakınmış ev. Adam eve vardığında önünde durmuş, "İşte geldik küçük hanım" diyerek arka koltuğa dönmüş ama arkada hiç kimse yokmuş. Gözlerine inanamamış tabi. Hemen arabasından inip evin kapısını çalmış.

Beyaz saçlı, çok yorgun görünen yaşlı bi kadın açmış
kapıyı. Adam heyecanla, "Bana inanmayacaksınız ama yoldan küçük bi kız aldım. Bana buranın adresini verdi ama tam geldiğimizde..." Yaşlı kadın adamı susturmuş, "Biliyorum, biliyorum" demiş, "Sonra da ortadan kayboldu di'mi? Bu başımıza ilk defa gelmiyo. Her cumartesi akşamı
aynı şey olur...

"Meğer kız bi cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazası geçirmiş ve oracıkta ölmüş. Şimdi her cumartesi gecesi kazada öldüğü yerden otostop yapıp evine gelmek istiyomuş ama bunu bugüne kadar başaramamış. Kadın bunları anlatırken adamın gözü piyanonun üzerindeki
kızın fotoğrafına ilişmiş. Evet, kız aynı kızmış ve üzerinde de aynı elbise varmış.


[/color]

Bir otomobil tamircisi ılık ilkbahar gecelerinden birinde evine giderken yolun kenarında bi araba ve arabanın başında da patlayan lastiği değiştirmeye çalışan iki güzel kız görmüş. Yardım amacıyla kenara yanaşmış. Ama istepne de patlakmış maalesef. Adam, "Bu saatte bunu tamir etmek imkansız. İyisi mi ben sizi evinize bırakayım, yarın bir çaresine bakarız" demiş. Evin önüne geldiklerinde kızlar adamı bi fincan kahve içmek için evlerine davet etmiş.

Ev, bi apartmanın 7. katında, hoş bi daireymiş. İstepneyle uğraşırken elleri kirlendiğinden eve girer girmez adam banyoya gidip ellerini yıkamış. Bu arada OMEGA marka
saatini de kolundan çıkarıp, aynanın önüne koymuş.

Kızlardan birinin, "Kahve hazır" diye seslendiğini duyunca hemen ellerini kurulayıp banyodan çıkmış. O aceleyle de OMEGA marka saatini çıkardığı yerde unutmuş. Kızların sohbeti çok keyifliymiş. Grup vaktin nasıl geçtiğini anlamamış. Sonunda adam geceyi kızların evinde geçirmiş.

Sabah da 7'de kalkıp işe gitmiş. Tamirhanesine vardığında saatini kızlarda bıraktığını farketmiş, "İyi bari, kızları tekrar görmek için bahane olur" diye düşünmüş.

Akşam iş bitimi saatini almak için kızların evine gelmiş ama kapıcı bahsettiği kızların artık o dairede yaşamadıklarını söylemiş. Bu iki talihsiz kız 3 hafta önce trafik kazası geçirip ölmüşlermiş meğer. Şu an da, adamın onları ilk gördüğü yere çok yakın olan bi mezarlıkta yatıyolarmış.

Tamirci duyduklarına inanamamış, "Nasıl olur? Ben dün
akşam evlerinde onlarla beraberdim" demiş. Kapıcı bunun imkansız olduğunu söyleyerek adamı, kapısı avukat tarafından mühürlenmiş dairenin önüne götürmüş.

Adam çok meraklanmış taabi. Ertesi gün avukata gidip durumu anlatmış ve beraberce kızların dairesine gelmişler.
Mühürü açıp içeri girmişler. Adam doğruca banyoya gitmiş. OMEGA marka saat aynanın önünde bıraktığı gibi duruyormuş.


[/color]

Pera Palasta Atatürk ün odasını ziyaret ettiniz mi? Giderseniz bakın orda bir halı varmış. 1930 larda zamanın Hindistan başkanı Atatürk e bir hediye vermek istemiş. Kahinine iyi bir hediye hazırlaması için emir vermiş. Kahin bir halı dokutmuş ve Atatürk e hediye etmiş. Bu halının çok ilginç bir deseni var.

Halının üzerinde bir saat var 09:07*de durmuş.(Atatürk ün beyin ölüm saati)ve etrafında 10 tane Kasım çiçeği..


[/color]

Olay 1974 yılında yapılan Kıbrıs Harekatı'nda yaşanmış. Savaş sırasında bir gün, bizim askerlerden birinin yanına bir başka Mehmetçik gelmiş. Biraz hoşbeşten sonra, ailesine ulaştırması için ona bir mektup vermiş. Bizimki, "Kardeşim savaştayız. Kimin ne olacağı belli değil ki. Belki sen gidersin de, ben kalırım" dese de diğer asker, sürekli, "Hayır sen gideceksin, ben kalacağım," diyormuş. Sonunda başa çıkamayınca razı olmuş. Mektubu götüreceğine söz vermiş. Bir daha o askeri görmemiş. Bi süre sonra da olayı unutmuş.

Savaştan yıllar sonra, askerlikle ilgili eşyalarını karıştırırken bir anda eline o mektup geçmiş. Verdiği sözü tutmamış olmanın rahatsızlığıyla hemen mektubun üzerindeki adrese doğru yola çıkmış. Giderken de, "Döndüyse kendisini görürüm, şehit olduysa ailesine başsağlığı dileyip mektubu veririm" diye aklından geçiriyormuş.

Sonunda evi bulup kapıyı çalmış. Kapıyı açan yaşlı teyzeye, Kıbrıs'ta birlikte savaştıkları oğullarından bir mektup getirdiğini, kendisiyle görüşmek istediğini söylemiş. Kadın şaşkınlık içinde adamı içeri buyur edip kocasının yanına götürmüş. Yaşlı adam olayı dinledikten sonra, "İyi de evladım, bizim Kıbrıs'ta savaşan bir oğlumuz yok ki" demiş. Ardından da diğer odaya gitmiş ve elinde bi fotoğrafla geri dönmüş. Resmi bizimkine göstererek, "Sana mektubu veren bu muydu?" diye sormuş. Bizim Kıbrıs gazisinin gözleri parlamış: "Evet, işte bu askerdi. Ama Kıbrıs'ta savaşan oğlunuz yok demiştiniz." Anne çoktan gözyaşlarına boğulmuşmuş bile. Baba ise başını sallayıp üzüntülü bi sesle, "Evet bu bizim oğlumuz. Ancak Kıbrıs'ta değil, yıllar önce Kore'de şehit oldu" demiş.


[/color]


Bir kadın evde tek başına yatıyormuş.O kadar çok hastaymış ki kalkıp telefona bile uzanamıyormuş, eşini aramak için.

Doktor o sırada hastahaneden evine yeni dönmüş.Bir çay yapmış kendine ve balkondan yağan yağmuru seyrediyormuş.Sokakta koşan 6-7 yaşlarında ki ufak kıza takılmış gözü.Ufak kız apartmana girmiş ve doktorun kapısını çalmış.Doktor şaşkınlıkla kapıyı açmış, karşısında üstü yağan yağmurdan sırıl sıklam olmuş ufak bir kız çocuğu duruyormuş.Doktorun sormasına izin vermden ufak kız çocuğu hemen söze atılır ve " Doktor Bey, annem çok hasta ölmek üzere, hemen gitmemiz gerek" der. Tutar doktorun elinden ve eve götürür.

Kapı çalar, kadın güçlükle yataktan kalkar ve kapıyı açar. Ufak kız ortadan kaybolmuştur. Doktor şaşırır, hasta kadına "Ben doktorum der. Ve içeri girip ilk muanesini yapar. Kadın doktoru eşi gönderdi sanır. Fakat şaşkındır, nasıl haberi olmuştu? Biraz konuşucak gücü bulunca doktora sorar: "Buraya nasıl geldiniz? der. Doktor olanları bir bir anlatır.Siyah kazaklı,kırmızı etekli ufak esmer bir kız beni getirdi, kızınızmış der. Kadın yorgun bedenini zorla yataktan kaldırır ve evet kızımdı der.

Köşedeki sandığı açar ve kızının kıyafetlerini oradan çıkarır. Sırılsıklam olmuştur elbiseler. Ve kadın kazağa sarılıp koklayarak ağlamaya başlar. 2 sene önce ağır bir hastalıktan öldü kızım der. Hasta kadın, ıslak elbiselere sarıllır ve " Teşekkürler kızım " der....


[/color]

Kurt adam ve vampir hikayesinin aslinda ingiltere den ciktigini biliyormusydunuz. Evt 1970 li yillarda adamin biri ismi bilinmeyen bir hastaliga kapilmis ve yasamasi icin devamli kan almasi lazim mis bunun icinde omru boyunca hastanede kalmak zorundamis bu olay basina gelen kiside dosktor kendisi ustelik.Neyse adamda yuzunde ve suratinda tuylenmeler baslamis ve yukaridan yan dislerininin ikisi hastaliktan dolayi kurt kopeklerindeki gibi uzamis artik doktorlar olecegini soylemisler ve sonunda geceleri disariya cikip insanlarin evlerine girip isiriyor ve kanlarini emiyormus ve bu olay gercekmis ve bir cok hikeye burdan yola koyularak uydurulmus.




Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı. Kahır içinde eve kapamıştı kendini.. Sokağa çıkmıyordu. Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardı bütün hayatı..
Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa..
Bir yığın vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü,


kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar..
Hani ilk bakışta aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte.. İçeri girdi..
Kız gülümseyerek koştu ona.. "Size nasıl yardım edebilirim" diye..
Nasıl bir gülümsemeydi o.. Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı..
Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rast gele bir plağı işaret ederek.. "Evet.. Şu CD'yi bana sarar mısınız?.."
Kız CD'yi aldı, içeri gitti. Az sonra paket edilmiş geri geldi.
Aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü, açmadan dolabına attı..
Ertesi sabah gene gitti aynı dükkana.. Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep alınıp sardırılan CD'lerle geçti.. Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda..
Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi..
Ertesi sabah bütün cesaretini topladı. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kız gülerek aldı plağı. Arkaya gitti, paketlemeye.
Kız içerdeyken bir kağıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz" diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi, notu kasanın yanına koydu gizlice.. Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan..
İki gün sonra evin telefonu çaldı.. Anne açtı telefonu.. CD Dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan.. Delikanlıyı istedi.. Notunu yeni bulmuştu da..
Anne ağlıyordu.. "Duymadınız mı" dedi.. "Dün kaybettik oğlumu.."
Cenazeden birkaç gün sonra, anne oğlunun odasına girebildi sonunda.. Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı.. Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü..
Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı..
İçinde bir CD vardı, bir de minik not..
"Merhaba.. Sizi öyle tatlı buldum ki.. Daha yakından tanımak istiyorum.. Bir akşam birlikte çıkalım mı.. Sevgiler.. Jacelyn!."
Anne bir paketi daha açtı.. Onda da bir CD ve bir not vardı..
"Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artık.. Sevgiler.. Jacelyn!.."



Genç bi kız ailesinin evde olmadığı bi akşam arkadaşlarını davet etmiş. Kız kıza yemişler, içmişler, derken içlerinden biri “Hadi cin çağıralım” demiş. Ev sahibi kız da hiç inanmazmış böyle şeylere ama arkadaşlarına ayıp olmasın diye kabul etmiş. Harfler kesilmiş, fincan ortaya konmuş ve elele bir masanın etrafında daire olunup cin çağırma olayına girilmiş. Cin gelmiş gelmesine ama bizim kız hala fincanı arkadaşlarının ittiğini düşünüyomuş. Bi ara fincan hızlı hızlı harflere giderek şöyle demiş: “İçinizde bana inanmayan biri var. Yarın saat 4’te o kişiyle tavla oynamaya geleceğim!” Kızlar feci tırsmıslar ama ev sahibi kız hala dalgasındaymış işin. Saat çok geç olmadığı halde seans hemen bitirilmiş ve kızlar evlerine dağılmış.
Bizimki zaten o tür şeylere hiç inanmadığından cin olayını ertesi sabah unutmuşmuş bile. Öğlene doğru telefon çalmış. Arayan, kızın çok sevdiği, çok iyi anlaştığı teyzesiymiş, “Bugün içimde bi sıkıntı var, evdeysen bi ara sana uğruycam. Dertleşelim biraz” demiş. Kız da sevinmiş teyzesini görecek diye, “Hemen gel, ben de seni çok özledim” demiş.

Kız, teyzesini hakikaten dertli ve solgun görmüş. Hoşbeş etmişler ama teyze hala dalgınmış. Kız, “Teyzecim sen konuştukça daha kötü oldun, istersen başka bişey yapalım” demiş. Teyzesi de “O zaman tavla oynayalım. Ne zamandır seninle oynamadık. Kafam dağılır biraz” demiş. Kız tavlayı almaya giderken bi gece önceki olay aklına gelmiş, “Meğer benim teyzem cinmiş” deyip gülümsemiş.

Kızla teyzesi güle oynaya tavla oynarken bi ara teyze tuvalete gitmek için kalkmış. O içerdeyken telefon çalmış. Arayan kızın babasıymış. Adamcağız çok üzgün bi sesle konuşuyomuş: “Kızım teyzen öğlen bi trafik kazası geçirdi. Durumu çok iyi değildi ama Allahtan ümit kesilmez deyip sana haber vermedik ama az önce teyzeni kaybettik, başımız sağolsun…”




Balıkesir'deki bi kız lisesinde yatakhanenin birinde, kızları gece uyku tutmayınca birbirlerine hikayeler anlatmaya başlamışlar. Bunların çoğu da okullarına ait korkunç olaylarmış. Güya şeytan çok eski zamanlarda burada yaşayan bi ailenin fertlerine dadanmış ve onların ruhlarına giriyomuş. İnanışa göre şeytanın ayakları terstir ya, o insana da şeytan girince doğal olarak ayakları ters dönüyomuş.
Aradan bi kaç saat geçmiş. Gruptakilerin uykusu gelince herkes yatağına gitmiş. Kızlardan biri accayip sıkışmış. Tuvalete gidecek ama anlatılanlardan epey bi korktuğu için gidemiyomuş. Alt ranzada yatan arkadaşını dürtüp uyandırmış. Diğer kız da bu hikayelerden en çok etkileneniymiş. Zaten zar zor uyuduğundan hiç kalkmak istememiş. Ancak arkadaşı ısrar edince onunla tuvalete gitmek zorunda kalmış. Arkadaşı tuvalete girince o da kapının önünde beklemeye başlamış.

Diğer kız tuvaletten çıktığında bi tuhaf bakıyomuş. Bizimki anlatılanların etkisiyle de olsa gerek direkt kızın ayaklarına bakmış. Bi de ne görsün! Arkadaşının ayakları ters dönmüş. Parmakları arka tarafa bakıyomuş. Kızcağız çığlık çığlık kaçmaya başlamış. Koşarken de ara sıra arkasına bakıyomuş. Tam bu sırada koridorda belletmen öğretmenle çarpışmış. Kız nefes nefese başına gelenleri anlatmış. Sonunda, "Hocam inanamıyorum, ayakları resmen ters dönmüştü" demiş. Öğretmen, "Benimkiler gibi mi yani?" diyerek ayaklarını göstermiş. Kız kafasını aşağı indirince belletmenin ayaklarının da 180 derece arkaya baktığını görmüş. Napsın kızcağız, bu manzarayla beraber oracıkta aklını yitirmiş.



Köyün birinde genç bi kadın yalnız başına mısır tarlasında çalışırken, kolunu bi mısır kabuğu kesmiş. Kesik bayağı derinmiş. Kolunda şiddetli bi kanama başlamış. Kadıncağız da kan görmeye dayanamazmış. Hemen oracıkta, olduğu yere bayılıvermiş. Bir süre sonra ayılmış ve evine dönmüş.

Aradan epey bi zaman geçmiş. Kadının yarası kapanmış ama kolu şişmeye başlamış. Sürekli bi karıncalanma hissi varmış kesiğin olduğu yerde. Durum böyle olunca, kadını doktora götürmüşler. Doktor muayene etmiş ama bi'şey bulamamış. Kesiğin mikrop kaptığını, bunun sonucunda da deri altında iltihap oluştuğunu düşünerek, şiş bölgeyi kesip içindeki iltihabı akıtmaya karar vermiş. Şişkin yere neşteri vurmasıyla kadının kolundan binlerce minik akrep dışarı fırlamış. Tabii kadın oracıkta kafayı yemiş.
Meselenin aslı sonradan anlaşılmış. Meğer mısır tarlasında kadın baygınken bir akrep kadınının kesik koluna yumurtalarını bırakmış. Minik akrep yavruları da yumurtalarından çıkmış ve kadının kolunda gelişmeye başlamış. Gerisi de malum işte. Kadıncağız hala akıl hastanesinde, "Kolum şişti, kolum şişti" diye dolanıyomuş



14-15 yaşlarındaki bi kızda durup dururken hamilelik belirtileri başlamış: Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri geliyomuş, sabahları yataktan hasta gibi kalkıyomuş... Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün olamayacağını, çünkü hiç bi erkekle bu sonucu doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyomuş.
Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, “Bu yaşta... Allahım Allahım, kepazelik bu” dese de kız hala hamile olmadığını söylüyomuş. Sonunda anne küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri göze alarak kızını hastaneye götürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece büyük boyutlara ulaşmış bi tümör tesbit edilince şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.

Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış taabi. Doktorlar rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör sandıkları şey kocaman bi ahtapotmuş. Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış.

Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle birlikte okyanus kenarındaki bi kasabada tatil yapmış. Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan doğal olarak okyanus sularında milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış




Ve arkadaşımın başından geçen çok ilginç bi cin vakasını sizinle paylaşmak istedim.

"Bi akşam arkadaşla evlerimize gidiyoruz ve yolda giderken bize bi kedi saldırdı. Çok saçma olduğu bi gerçek ama gerçektende kedi üzerimize felan atlıyodu. Neyse hemen uzaklaştık tabi ordan ve evlerimize dağıldık. O akşam arkadaşın başından inanılmaz bi olay geçmiş ve bunu sabah hemen bana anlattı. Eve girdiğinde evde kimse yokmuş ve karnı acıktığı için mutfağa girmiş. Evleri en alt katta olduğu için camın önünde çok güzel bi sarı kedi duruyomuş.. Kediye biraz yiyecek bişeyler vermiş. O sırada elektrikler kesilmiş ve mum almak için salona gitmiş. Tam salona girerken oracıkta donakalmış. Salonda koltukta çırılçıplak çok güzel sarışın bi kız oturuyomuş. Yanına oturmasını söylemiş. Çok afedersiniz orada biraz sevişmişler. Ve arkadaşım onun sıcaklığını ve tenini hissettiğine yemin ediyordu. Neyse kız ayağa kalkmış ve elinden tutup banyoya götürmüş. Banyoda haliyle birleşmiş bunlar ve arkadaşım, yine çok afedersiniz tam boşalıcakken kendine gelmiş ve elinde tuttuğu kedi birden kaçıvermiş."

Bu hikayeyi anlatırken gözlerinden yaşlar akıyodu ve hala çok korkuyodu. Sonra bi hocaya gidiyolar ve cinlerin musallat olduğunu öğreniyolar. Tabi dualar okunuyor muskalar yapılıyor. İyiki arkadaş bu olaydan sağ salim kurtuluyor. Allah korusun kafayı yer insan.


33  Genel Kültür / Garip olaylar (+18) / Korku Wallpaperlerini Bu Bölumde Paylasabilirsiniz : Aralık 24, 2007, 10:39:56 ÖS




 Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

+
Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap




Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap


Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap





































34  Genel Kültür / Garip olaylar (+18) / Türk Komandoları'nın indirdiği Teroristler : Aralık 24, 2007, 10:23:30 ÖS
Bu Toprakları bölmek isteyen herkesin sonu bunlardan beter olsun !Bu Topraklar üstünde Mutlu Değilsen Ya Terk Et ! Ya Sev ! Ya Da Öl !


Zamanında allahın Elçisi Hz. Muhammed de kendi topraklarını korumak için savaşmıştır ! aynı zamanda inandığı Allah için de savaşmıştır ! Kendi inanış değerleri içinde savaşmıştır ! bugün içinde; ister vatan için olsun ister allah için olsun Türk Evladı herşeyden önce inandığı değerler için savaşır ! Ve Bizim için en büyük inanış değerlerinden biri de bu vatanın bölünmez bir bütün oluşudur





35  Genel Kültür / Garip olaylar (+18) / Counter - Strike Hayalleri Gerçekleşmiş Hayalperestler : Aralık 24, 2007, 09:53:28 ÖS
36  FORUM / TATbim Pano / Ynt: Bayramınız Kutlu Olsun : Aralık 20, 2007, 01:16:26 ÖS
Kurban Bayramının Butun İslam Alemi İçin hayırlara Vesile Olmasını Diiyorum Bayramınız Mubarek  Olsun.
37  Donanım / Hardware / Programlar / Teknik Yardım / Ynt: Yardimmm : Aralık 18, 2007, 10:47:10 ÖS
Sorun Tam Olarak Nete Hiçmi Baglanmıyor Yoksa Sadece Saydıklarınamı Giremiyorsun İlk Öncelikle Bunu belirtmelisin Sorularınız en kadar Acık Olursa Sizlere Bir O kadar Daha Net Cevaplar Gelir.

İnternete Hiç Girmiyorsan Ethernet Kartını tanıtmadıysanız Tanıtın, Kablolarını kontrol Edin Kabloda Sorunda Olabilir Yada Giris Cıkıs Caklarını Dogru taktıgınızdan Emin Olun.

38  Genel Kültür / TATbim Ödev Arşivi / Radyofrekans Dalgaları : Aralık 18, 2007, 12:52:51 ÖÖ
ÇALIŞMA PRENSİPLERİ

Her iki antenin de çalışma prensipleri aynıdır. Yüksek frekansta gelen elektrik enerjisi antenin ortasından beslenmektedir. Açık olan anten uçlarında gerilimler maksimum fakat birbirlerine zıt yöndedirler. Her alternansta kutuplar değişir. Yön değiştiren zıt elektrik kutupları arasında değişen bir elektrik alanı oluşur. Enerjinin beslendiği giriş uçlarında akım en büyük durumdadır. Açık olan hat ucuna doğru antenden geçen akım yavaş yavaş azalır ve hattın sonunda akım sıfır değerindedir. Böylece akımın değişkenliği her durumda iletken üzerinde manyetik çizgiler oluşturacaktır. Çok yüksek frekans değerleri için magnetik alan yaratmanın zaruri bir şart olduğu düşünülürse t.v. yayınlarının seyredilmesinde dipol antenlerin neden kullanıldığı şimdi daha iyi anlaşılacaktır.


RADYOFREKANS DALGALARI


Günümüzde cep telefonlarının yaygınlaşmaya başalamasıyla daha da önemli bir hala alan radyofrekans dalgaları getirdiği yararların yanısıra bir çok tartışmayada ana konu olmaya başlamıştır.
radyofrekans dalgalarının tartışma konusu olmaya başalamsının sebebi insan sağlığı üzerine olan olumsuz etkileridir. Klinik bulgularla kanıtlanmamış olmasına rağmen özellikle ülkemizde son günlerde konu manşetlere taşınmıştır. Bizde naçizane bilgilerimizle burada hem işin teknik kısmına hem de bu vesileyle yararları-zararları konularına değinmeye çalışacağız.
Canlı dokuların radyofrekans dalgalarıyla etkileşmeleri adı geçen frekans kaynağının hertz cinsiyle tanımlanan frekans değerine bağlıdır. Örneği evlerimizde kullandığımız elektrik 50-60 Hz; AM radyo dalgaları 1 MHz(MegaHertz); FM radyo dalgaları 100 MHz; mikrodalga frınlar 2450 MHZ; cep telefonları ise 860-1800 MHz; X-ışınlar ise 10^12 MHz değerleri arasındadır. Cep telefonları tarafından düşük frekanslı radyosyona mikrodalgalar; radyofrekanslar ve radyo dalgaları adı verilmektedir. bu dalgaların insan vücuduna etkileri bakımından; 3000 Hertz ile 300 Ghz arasındaki değerlerin olumsuz etki göstermedikleri varsayılmaktadır. X ve gamma ışınları gibi yüksek frekanslı elektromanyetik radyasyonun kanser ve genetik bozukluklara yol açmasının sebebinin; taşıdıkları yüksek enerji ile kimyasal bağları parçalaması (iyonizasyon) ve hücrenin genetik metaryalini etkilemesi olarak kabul edilmektedir.


Taşıdığı yüksek enerji nedeniyle insan sağlığına zarar verdiği düşünülen bu dalgaların zararlarının en aza indirgenmesi özel düzeneklerin kurulmasıyla sağlanabilir. Burada ilk akla gelen düzeneğin filtreler olacağı akala gelmektedir. radyasyonun sadece cep telefonlarında olmadığı radyo ve televizyon dalgalarının; bir çok alanda kullanılan telsiz ağlarınında da bu radyasyonun bulunduğu bilinmektedir.Radyasyonun incelenirken göz önünde tutulması gereken bir önemli noktada etkini radyasyon kaynağına olan uzaklıklıktır.Dolayısıyla kulağa dayalı bir cep telefonuyla; uzak bir yerde bulunan R-L istasyonun etkileri farklı olacaktır.
39  Genel Kültür / TATbim Ödev Arşivi / Ynt: Sayıcılar : Aralık 18, 2007, 12:48:51 ÖÖ
Sayici modu degistirilmek istenirse, ilk önce sayici resetlenir. Sonra DA, DB, DC, DD preset veya bilgi girisleri ile istenilen sayma moduna ayarlanir.
SAYICI ENTEGRE DEVRELERININ INCELENMESI
Uygulamada kullanilabilecek bir çok sayici entegresi vardir. Bunlar her tür amaca hizmet edecek çesittedirler. Yapilarinin temel taslari FF'lardir. Bu kisimda günümüzde kullanilan çesitli sayici entegrelerinin iç yapilari, dogruluk tablolari ve özellikleri tanitilacaktir.
7490 entegresi iki adet bagimsiz sayiciyi ihtiva eder. Biri 2'ye bölen digeri 5'e bölen sayicidir. Dikkat edilirse bu iki sayicinin saat girisleri birbirinden bagimsizdir.
7490 entegresi sayicilari degisik sekillerde baglanarak 2'den 10'a kadar bölme iselmleri yapilabilir. BCD ve c'de BCD Bi - quinary sayma sirasi tablo halinde verilmistir. 7490 entegresinin BCD sayma için QA çikisi B girisine baglanmasi gerekir. BCD Bi - quinary sayma için QD çikisi A girisine baglanmalidir. c'de dogruluk tablosu görülmektedir. Dogruluk tablosundan görüldügü gibi saylama islemi için R9 ve R0 resetleme girislerinin en az birer girisleri "0" seviyeli olmalidir.
7493 entegresi de iki adet bagimsiz sayiciyi ihtiva eder. Biri 2'ye, digeri 8'e bölen sayicidir. Bununda bagimsiz iki saat girisi vardir. Bu entegredeki sayicilar bagimsiz veya kaskat baglanarak 2'den 16'ya bölme islemi yapilabilir. Dogruluk tablosunda görüldügü gibi sayma islemi için resetleme girislerinden enaz birinin "0" da olmasi gerekir.
Ayni sekilde bu entegrenin MOD - 16 sayicisi olarak kullanilmasi halinde sayma sirasi verilmistir. Bu durumda entegrenin QA sikisi B girisine baglanmalidir.
74191 iki yönlü senkron sayici entegresi görülmektedir. Bu entegrede sayma isemi asagi (down) veya yukari (up) yapilabildigi gibi mod kontrolu (alabilecegi durum sayisi) da yapilabilmektedir. Sayma için (Enable) yetki girisinin"0" da olmasi gerekir. Yetki girisi "1" ise sayma engellenir. FF.lar pozitife giden saat darbeleri ile tetiklenir. Sayma yönü asagi/yukari (down/up) girisindeki seviye ile belirlenir. Bu giris "0" ise yukari sayma, "1" ise asagi sayma gerçeklesir.
Sayici tam programlidir. Yük (load) girisindeki "0" seviyeli bir durum ile bilgi girislerindeki (Data Inputs) durumlara göre sayici önceden herhangi bir konuma set edilebilir. (Preset girisleri ile). Bu sayicida max/min çikis ve dalgali saat çikislarida mevcuttur. Sayicinin son çikisi max sayma veya min saymada "1" seviyeli çikis yapar. Dalgali saat (Ripple clock) çikisi bu durumda "0" seviyeli çikis verir. Bu çikis bir baska sayicinin yetki girisine baglanarak kaskat baglama islemleri gerçeklestirilebilir. Bu durumda kaskat bagli sayicilarin saat girisleri paralel olmali. Max/min sayma çikisi yüksek hizli çalismalar için kullanilir. Programli binary sayicisi olan 7556 entegresi görglmektedir. Yapida üç durum çikisli 4 adet NAND kapisi kullanilmistir. Senkron sayici yapisindadir. Diger kapilar totem pole çikislidir. Üç durum çikisli kapilar yüksek empedansli çikislardir.
Reset girisi ile sayici diger girislerden bagimsiz olarak sifirlanabilir. FF.lar pozitif kenar tetiklemelidir. Maximum sayma çikisi bir baska sayicinin yetki girisine dogrudan baglanarak iki sayici kaskat kullanilabilir.
Verilen örneklere dikkat edilirse sayilacak sayilar sürekli bir sira halinde verilmistir (0, 1, 2, 3, ...... veya 15, 14, 13, 12, ..... gibi). Bu kurala asenkron sayicilarda sadik kalmaliyiz, fakat senkron sayicilarda sayma isleminin belirli bir sira dahilinde olmasi sart degildir. Yani senkron sayiciyi istedigimiz sayilari sayabilecek sekilde tasarlayabiliriz.
Halka Sayicisi (Ring Counter)
Bazi uygulamalarda sayici girislerinde kod çözme (decoder) islemi gerekebilir. Bu islemi ortadan kaldirmak çok önemlidir. Bilindigi gibi bir kod çözücü, girislerindeki isaretlere göre herhangi bir anda daima bir çikisi dogru olan bir devredir.
Halka sayicilar her sayma için bir adet FF kullanirlar. O halde 10 sayan halka sayicissi istenirse, 10 adet FF kullanilacak demektir. Bu FF.lardan, herhangi bir anda sadece birinin çikisi dogrudur, yani "1" dir. Böylece kod çözücü devreye gerek kalmamistir.
bir halka sayicisi, son FF.un Q ve Qdegil çikislarinin ilk FF.un J ve K girislerine baglanmasiyla elde edilir. Ara kartlarda önceki FF.un Q çikisi sonraki FF.un J girisi ve önceki FF.un Qdegil çikisi sonraki FF.un K girisidir. Tüm FF.lar için tetikleme isareti (CK), ortak bir giristen temin edildiginden, halka sayicisi senkron sayicisinin bir çesitidir. Halka sayicisi, ayni zamanda saga kayma yapabilen bir kaymali kaydedicidir (Kaydediciler bundan sonraki kisimlarda incelenecektir).
devrenin çalismasini açiklayalim. Ilk anda CD silme darbesi ile FF1 set, digerleri reset konumuna ayarlanir. Bu anda FF1 çikisi "1" olurken diger çikislar "0" olacaktir. Bu durumda FF 10'dan FF 1'in J girisine "0", K girisine "1" beslenir. Ayni anda FF1 Q çikisindan FF2 J girisine "1", Qdegil çikisindan K girisine "0" uygulanir. Diger FFlarin J girislerinde "0", K girislerinde "1" vardir.
JK FFun dogruluk tablosunu hatirlayalim. Bilindigi gibi :
J = 0, K = 0 ise FF çikislari degismez.
J = 0, K = 1 ise Q = 0, Qdegil = 1 olur.
J = 1, K = 0 ise Q = 1, Qdegil = 0 olur.
J = 1, K = 1 ise FF çikislari bir önceki konumun tesi seklinde degisir, yani FF toggle modunda çalisir.
J ve K girisleri ancak 2 durumda bulunabilir, yani JK = 01 veya JK = 10 dir.
Buna göre devre gelen ilk tetikleme darbesinde FF1 ve FF2 konum degistirirler. FF1 çikisi 1'den 0'a giderken FF2 çikisi 0'dan 1'e gider. Böylece daha önce Q0 = 1 iken Q0 = 0 ve Q1 = 1 olur. Diger çikislar sifirda kalirlar. Bu anda FF1'in girisleri bir önceki konumuna sahiptir. FF2.nin J.si "0" K.si "1" ve FF3.ün J.si "1" K.si "0" olur. Diger FF.larin girisleri bir önce açiklandigi gibidir. Ikinci tetikleme darbesinde FF2 ve FF3 konum degistirerek FF2 çikisi olan Q1 0'a ve FF3 çikisi olan Q2 "1" e gider. Diger FF.larda bir degisme olmaz.
FF.larin tetiklemeleri bu sekilde devam ederek baslangiçta FF1 e yerlestirilen "1" bilgisi gelen her tetikleme darbesinde bir sonraki FF a aktarilir. Böylece her hangi bir zamanda sadece bir çikisi "1" olan ve girisine uygulanan darbeleri sayan bir özel senkron sayici çalismasi elde edilmis olur.
Johnson Sayicisi
Johnson sayicisi veya diger adiyla dalgali halka sayicisi, senkron sayicisinin bir baska seklidir. Yapisi halka sayicisina benzer, fakat son FF.tan birinci FF.a yapilan geri besleme farkli yerlerden alinmistir. Halka sayicisindaki son FF.un Q çikisini birinci FF.un K girisine ve son FF.un Qdegil çikisini birinci FF.un J girisine baglarsak bir Johnson sayicisi devrsi elde etmis oluruz.
Ayrica halka sayicisindaki FF1 ilk anda set ve digerleri reset edilmisken, Johnson sayicisinda ilk anda tüm FF.lar resetlenir. Yani tüm FF çikislari ilk anda "0" dir.
FF10 çikislarindan dolayi FF1 için J = 1, K = 0 dir. Diger FF.larda J = 0, K = 1'dir.
Gelen ilk darbede FF1 konum degistirerek Q0 = 1 olur. Bu nedenle FF2 için J = 1, K = 0 olmustur. Ikinci darbede FF1 için J = 1, K = 0 oldugu için FF1 konum degistirmez. Q0 = 1'dir. Bu darbede FF2 konum degistirerek çikisi "1" olur. Bçylece yeni bir darbede tetiklenecek sekilde FF3 girisleri olan J = 1, K = 0 olmustur. Üçüncü darbede FF3 çikisi konum degistirerek Q2 = 1 olur ve böylece konum degistirmek üzere FF4 hazir hale gelir.
Konum degistirmeler bu sekilde devam ederek 10 darbe sonunda tüm çikislar 1 olur. Saymanin yeniden baslamasi için sistemin tekrar resetlenmesi gerekir.
40  Genel Kültür / TATbim Ödev Arşivi / Ynt: Sayıcılar : Aralık 18, 2007, 12:47:36 ÖÖ
MSB FF.unun (A FF.u) çikisi desimal sayinin 7'den 8'e vr 9'dan 0'a geçisi aninda degismektedir. 7'den 8'e geçis aninda D, C, B FF.lari çikislari 1'den 0'a gitmekle MSB FF.u için uygun tetikleme isareti olusturmuslardir. Fakat 9'dan 0'a geçis aninda sadece LSB FF.u (1.FF - D) çikisinda 1'den 0'dan geçis vardir. O halde bu iki kosulu (7'den 8'e ve 9'dan 0'a geçis aninda MSB FF.u için uygun tetikleme darbesini) yerine getiren sadece LSB FF.u (1. FF - D) oldugundan, sadece LSB FF.u çikisi MSB FF.u için darbe olarak kullanilabilir. Bu nedenle LSB FF.u çikisi MSB FF.u darbe girisine baglanmalidir. Böylece sayici yapisinda kullanilacak 4 adet FF için gerekli tetikleme darbelerinin nerelerden alinacagi tespit edilmis oldu.
a) Eger FF girisinde tetikleme girisi varsa FF.un J ve K girislerine bagli olarak FF konum degistirir.
b) Eger FF girisinde tetikleme isareti yoksa J ve K girislerinin durumu ne olursa olsun FF konum degistirmeyecektir. Bu durumda J ve K'in durumu önemli degildir (J=0 veya J=1, K=0 veya K=1 olabilir). Bu nedenle böyle durumlar için J = d, K = d kabul edilmistir. FF.larin konum degistirdikleri anlar yaptiklari geçisler Tablo 8.4 te yay seklindeki dikey çizgilerle gösterilmistir.
FF'lar için J-K geçisleri tespit edildigine göre karnaugh haritalari yardimi ile her FF için J ve K esitlikleri tespit edilir. Özetleyecek olursak Direkt resetli asenkron sayici dizayninda;
a) Ilkönce kullanilacak FF adedi, tipi ve tetikleme türü belirlenir.
b) Sonra giris darbelerine göre FF.larin çikislarinin nasil degistigini ve her FF için etkili darbeleri gösterir bir tablo hazirlanir. (Örnegin tablo 8.3).
c) Bu tabblo yardimi ile her FF için giris geçisleri tespit edilir (Örnegin Tablo 8.4).
d) Elde edilen giris geçisleri karnaugh haritalari ile basitlestirilir.
e) Basitlesmis esitliklerden ve (b) maddesinde yapilan etkili darbe tespitlerinden direkt resetli asenkron sayici devresi çizilir.
Örnek - 2 :
Negatif kenar tetiklemeli 3 adet JK tipi FF kullanarak bir direkt resetli asenkron MOD - 6 sayicisi gerçeklestirelim. Ilk önce giris darbelerine göre FF.larin çikislarinin nasil degistigini gösterir tabloyu hazirlayalim. Bu tablodan da FF.lar için etkili giris darbelerinin nereden alinacagini tespit edelim.
her giris darbesinde C FF.u konum degistirmektedir. O halde giris darbeleri C FF.u darbe girisine uygulanacaktir. C FF.unun her 1'den 0'a gidisinde B FF.u konum degistirmektedir. Buna göre C FF.u çikisi B FF.unun darbe girisine baglanacaktir. A FF.u desimal 3'ten 4'e ve 5'ten 0'a geçerken konum degistirmektedir. 3'ten 4'e geçerken C ve B FF.lari çikislari 1'den 0'a giderek A FF.u için uygun tetikleme darbesini olustururlar. Fakat 5'ten 0'a geçerken sadece C FF.u çikisinda 1'den 0'a düsüs olmaktadir. O halde bu iki kosulu yerine getiren sadece C FF.u oldugundan, C FF.u çikisi A FF.u darbe girisi olarak A FF.u darbe girisine baglanacaktir.
Örnek - 3 :
Son olarak nrgatif kenar tetiklemeli 4 adet JK FF ile direkt resetli asenkron MOD - 12 sayicisini gerçeklestirelim. Islemi kisaltmak için, giris darbelerine göre FF.larin çikislarinin nasil degistigini ve her FF için etkili darbeleri gösterir darbe ile her FF için JK geçislerini tespit etmede kullandigimiz tabloyu birlestirerek çizelim (Zaten geçisler bulunurken birlestiriliyor) ve islemi bu sekilde yapalim. sayilacak darbeler LSB FF.u darbe girisine, LSB FF.u çikisi C FF.u darbe girisine, C FF u çikisi hem B FF.u hem A FF.u darbe girisine uygulanacaktir. Simdi J ve K girislerinin esitliklerini karnaugh haritalari ile bulalim.
Yukari/Asagi asenkron sayicilar ( Up/Down Counter)
Asenkron sayicilar, yukari sayici ve asagi sayici yapisinda düzenlenebilecegi gibi küçük bir degisiklikte hem yukari hem asagi sayan sayici yapisinda da gerçeklestirilebilir. Yukari/asagi sayicinin temel yapisi her FF çikisina konan kontrol devresi haricinde bu kisma kadar inceledigimiz sayicilarinn temel
apisindan farkli degildir. Daha önceki kisimlarda da açikladigimiz gibi, yukari sayicilarda her FF.un tetikleme darbesi (CK) bir önceki FF.un Q çikisindan, asagi sayicilarda ise bir önceki FF.un Qdegil çikisindan alinmakta idi.
Yukari/asagi sayicilarda da her FF çikisina konulan kontrol devresi ile bir sonraki FF un darbe girisine bir önceki FF.un Q ya da Qdegil çikisi baglanir.
8.3. SENKRON SAYICILAR
Bilindigi gibi asenkron sayicilarda darbe girisi yalnizca ilk FF.tan olmaktadir. Bu nedenle birinci FF.a uygulanan bir darbenin en son FF.a geçisi, sirasi ile tüm FF.larin konum degistirmelerinden sonra olmaktadir. Bu ise uzun bir sayma zamaninda, FF.larin konum degistirmelerinin neden oldugu gecikme sebebi ile, bir zaman kaybina neden olmakta ve sayma hizini azaltmaktadir. Sayma hizinin arttirilmasi ve gecikmenin istenmedigi uygulamalarda senkron sayici devreleri kullanilir.
Senkron sayicilarda, sayici yapisindaki tüm FF.lar için tetikleme darbesi tek bir darbe girisinden temin edilir. FF.larin konum degistirmeleri diger girislerindeki (örnegin JK FF.ta J ve K girislerinin) durumlara baglidir. Böylece sayici yapisindaki tüm FF.lar senkron çalistirilarak sayici hizi önemli ölçüde arttirilmis olur. em asenkron hem de senkron sayicida ana eleman FF olmakla beraber, senkron sayici yapisinda ek olarak kapilarda bulunur. Ilk anda tüm FF çikslarinin "0" oldugunu kabul edelim. Ilk giris darbesinde D FF'u konum degistirir ve çikisi "1" olur. D FF.u çikisi C FF.unun J ve K girislerini "1" yapar. Örnegin bir FF.un yayilim gecikmesi 20 nsn ise, bu FF.un girisine uygulanan bir isaret ancak 20 nsn sonra çikista görülecek demektir. D FF.u çikisinin "1" olmasiyla C FF.unun J ve K girisleri de "1" olmustur, fakat tetikleme darbesinden ancak 20 nsn sonra. Bir FF.un konum degistirme sartlarindan biride girisinde mutlaka tetikleme darbesi olmalidir. Bu nedenle ilk giris darbesinde sadece D FF.u konum degistirir. Digerlerinde degisme olmaz. Ikinci darbede toggle modunda çalisan D FF'u ile J ve K girislerinde "1" olan C FF.u tetiklenir. D FF.u çikisi 1'den 0'a giderken C FF.u çikisi "1" olur. Bu anda B ve A FF.lari, J-K'lari "0" oldugu için durum degisikligi göstermezler.Üçüncü darbede D FF.u tekrar durum degistirir ve çikisi "1" olur. Bu anda C FF.u durumunu korurken B ve A FF.larinda bir degisme olmaz. Üçüncü darbe sonunda D FF.u çikisi C FF.u J-K girislerini ve C FF.u çikisi ile D FF.u çikisi 1 nolu kapi üzerinden B FF.u JK girislerini "1" yapmistir.Yani gelecek darbede C ve B FF.lari toggle çalismaya hazirdirlar. Bu nedenle dördüncü darbede D-C-B FF.lari konum degistirerek D = 0, C = O, B = 1 olur. Devre bu sekilde çalismaya devam ederek 16. darbe sonunda tüm FF çikislari sifira gider ve sayma yeniden baslar. Sayicinin çikis dalga sekillerinin ve saat darbelerine göre çikislarin degisim tablosu sekil 8.2-b ve tablo 8.1 deki asenkron sayicininkilerle (4 adet T FF.lu) aynidir.
8.3.1. Senkron sayicilarin karnaugh haritalari ile tasarimi :
Karnaugh haritalari kullanilarak bir çok devre tasarimi yapilabilir. Önemli olan belirli bir çalisma programinin tespit edilmis olmasidir. Senkron sayicilarda; küçük bir farkla direkt resetli asenkron sayici tasariminda kullanilan islem sirasina uyularak rahatlikla tasarlanabilirler. Senkron sayicilarda sayilacak darbeler tüm FF.larin darbe girisine ayni anda verilir. Bu nedenle "direkt resetli sayici" tasariminda tespiti yapilan etkili darbe tespitine senkron sayici tasariminda gerek yoktur. Bu fark disinda tasarimdaki islem sirasi aynidir.
Tasarimdaki islem sirasini asagidaki gibi belirleyebiliriz :
a) Ilk önce kullanilacak FF adedi ve türü belirlenir.
b) Sonra, sirasi ile hangi sayilarin sayilacagina karar verip, bu sayilar bir tabloda toplanir. Bu tablo giris darbelerine göre sayici çikislarinin nasil degistigini gösterir. Bu nedenle bu tabloya sayicinin "dogruluk tablosu" diyebiliriz. Çünkü sayicinin tüm fonksiyonlarini ve hangi darbede çikislarinin ne durumda oldugunu bu tablodan açikça görebilmekteyiz.
c) Bu tablo yardimi ile her FF için giris geçisleri tespit edilir. (Örnegin J-K FF.ta J ve K'larin durumlari).
d) Elde edilen giris geçisleri karnaugh haritalari ile basitlestirilir.
e) Basitlesmis esitliklerden senkron sayici devre çizilir.
Tasarim hangi tür FF la yapilacaksa, o FF.a ait geçis tablosunun ögrenilmis olmasi gerekir.
Örneklerle tasarimi açiklayalim.
Örnek - 1 :
3 adet JK tipi FF kullanarak bir MOD - 7 senkron sayicisi tasarlayalim. Ilk önce sayicinin doggruluk tablosu hazirlanir.
Tablo 8.8 deki dogruluk tablosuna göre, sayicimiz 0'dan 6'ya kadar sayacak ve sonra sifirlanip tekrar bastan saymaya baslayacaktir.
Simdi J-K geçis tespiti için gerekli tablloyu çizelim.
Tablo 8.9 daki J ve K esitlikleri ayri ayri karnaugh haritalarinda basitlestirilir. Örnek olarak JA geçisinin karnaugh haritasina nasil aktarildigini açiklayalim.
0 nolu CK da JA = 0 için ABC = 000'dir. JA haritasinda ABC = 000 karesine "0" yazilir.
1 nolu CK da JA = 0 için ABC = 001'dir. JA haritasinda AB = 00, C = 1 karesine "0" yazilir.
2 nolu CK da JA = 0 için ABC = 010'dir. JA haritasinda AC = 00, B = 1 karesine "0" yazilir.
3 nolu CK da JA = 1 için ABC = 011'dir. JA haritasinda BC = 11, A = 0 karesine "1" yazilir.
4 nolu CK da JA = d için ABC = 100'dir. JA haritasinda A = 1, BC = 00 karesine "d" yazilir.
5 nolu CK da JA = d için ABC = 101'dir. JA haritasinda AC = 11, B = 0 karesine "d" yazilir.
6 nolu CK da JA = d için ABC = 110'dir. JA haritasinda AB = 11, C = 0 karesine "d" yazilir.
Bos kareler "d" ile doldurulur ve bileskeler olusturularak JA esitligi bulunur. (Bu örnekte bos kareyi göstermek için x harfi konmustur).
JA = BC JB = C JC = Adegil + Bdegil
KA = B KB = A + C KC = 1 bulunmustur. Bunlara göre MOD - 7 senkron sayicisini
Görüldügü gibi senkron sayici tasarimi asnekron sayici tasarimindan pek farkli degildir.
Bundan sonraki örneklerde sayicinin dogruluk tablosu dogrudan girislerin geçis tablosuna yazilacaktir.
Örnek - 2 :
2^2 - 1 sayma yapan senkron sayicisini JK FF.lari ile tasarlayalim.
2^2 - 1 sayma yapan sayici 2^2 - 1 = 4 - 1 = 3 MOD - 3 sayicisidir. Sayici 0'dan 2'ye kadar sayilacak ve sonra 0'a gidecek demektir. Yapida 2 adet FF kullanilacaktir.
Tablo 8.10 dan JA = B, KA = 1, JB = Adegil, KB = 1 elde edilmistir. MOD - 3 sayicisi Sekil 8.25 teki gibidir.
Örnek - 3 :
2^3 - 3 sayma yapan senkron sayicisini JK FF.lar ile tasarlayalim.
2^3 - 3 sayma yapan sayici 2^3 - 3 = 8 - 3 = 5, MOD - 5 sayicisidir. Sayici 0'dan 4'e kadar sayar ve sonra 0'a gider. Yapida 3 adet FF kullanilacaktir.
Örnek 1-2 ve 3 teki örnekler, senkron yukari sayici devrelerdir. Ayni düsünce ile senkron asagi sayici devreleri de gerçeklestirilebilir.
Örnekler genelde J-K FF.larla gerçeklestirilmistir. Çünkü kullanilan FF.lar daha çok JK FF.lardir (Master-Slave yapisinda). Fakat istenirse gerek asenkron gerekse senkron yukari veya asagi sayicilar SR, D veya T tipi FF.larla da gerçeklestirilebilir.
MOD - 16 senkron asagi sayicisini JK FF.lar kullanarak tasarlayalim. MOD - 16 senkron asagi sayicisi 15'ten 0'a kadar sayip tekrar basa dönen sayicidir. Bu sayici yapisinda 4 adet FF kullanilacaktir.
Simdi karnaugh haritalari ile J-K esitliklerini bulalim.
JA = Bdegil Cdegil Ddegil JB = Cdegil Ddegil JC = Ddegil JD = 1
KA = Bdegil Cdegil Ddegil KB = Cdegil Ddegil KC = Ddegil KD = 1 bulunmustur.
Devrenin çalisma gerilimi verildikten sonra SD (Set Direct) girisi ile tüm FF.lar (1111) durumuna set edilmelidir. Bundan sonra verilecek start darbesi (CK isareti) ile sayici (1111)2 den (0000)2 a dogru saymaya baslayacaktir.
PROGRAMLANABILIR SAYICILAR (Programmable Counters) :
Bu kisma kadar inceledigimiz sayicilarda, sayicinin MOD'u, yani alabilecegi durum sayisi degistirilmek istenirse, mutlaka sayici yapisinda degisiklik yapmak gerekir.
devre, yapisinda bir degisiklik gerektirmeden istenilen sayma moduna ve sayma yönüne göre ayarlanabilen; bir programli yukari/asagi BCD sayici devresidir.
Her bir FF istenilen sayma modu ayari için bagimsiz (preset) ön ayar girislerine sahiptir. Bu girislere bilgi girisleri (Data Inputs) adi da verilir. Bu girisler kullanilarak sayici istenilen mod'a ayarlanabilir.
Silme (Reset) girisi ile sayici, istenilen zamanda diger girislere bagli olmadan sifirlanabilir.
Ön ayar ve silme girisleri kullanilmadigi zaman "0" da tutulmalidirlar.
Eger yukari (Up Input) giris "0" asagi giris (Down Input) "1" ise sayici, asagi sayma yapar. Yukari giris "1" ve asagi giris "0" ise sayici, yukari sayma yapar.
Sayici, bir baska sayici ile kaskat baglanirsa 4.katin tasima çikisi (carry out) ikinci sayicinin tasima girisine baglanmalidir.
41  Genel Kültür / TATbim Ödev Arşivi / Sayıcılar : Aralık 18, 2007, 12:46:44 ÖÖ
SAYICILAR


Giriş darbelerine bağlı olarak, belirli bir durum dizisini tekrarlayan lojik devrelere sayıcı denir. Dijital elektronikte sayıcıların önemi çok büyüktür. Genel olarak sayıcı, flip - floplarin ardı ardına uygun şekilde bağlanmalarıyla elde edilir.Sayıcılar dijital ölçü, kumanda ve kontrol tesislerinin en önemli elemanlarından biridir. Örneğin; bilgisayarlarda iç programın sıralanmasını kontrol etmek için, zamanı temsil etmek üzere, saat darbeleri (clock pulses) sürekli olarak sayıcılarla sayılır. Sayıcıları aşağıdaki esaslara göre sınıflandırmak ve adlandırmak mümkündür.
1- Saat darbelerinin (tetikleme işaretinin) farklı zamanlı - Senkron -(Asynchronous) ve es zamanlı - Senkron - (Synchronous) verilisine göre sayıcılar; iki gruba ayrılırlar.
a) Senkron sayıcılar,
b)Senkron sayıcılar.
Asenkron sayıcılarda, sayılacak darbeler ilk giriş flip flopuna verilir. Bu FF.un çıkısı ile bundan sonra gelen FF tetiklenir. Kısacası asenkron sayıcılarda flip floplar birbirlerini tetiklerler. Senkron sayıcılarda, sayıcıyı oluşturan bütün FF.lara saat darbesi ayni anda verilir. Sayıcılarda tek giriş vardır.
2- Sayma yönüne göre sayıcılar üç gruba ayrılırlar.
a) Yukarı (ileri) sayıcılar (Up counter)
b) Aşağı (geri) sayıcılar (Down counters)
c) Yukarı - Aşağı sayıcılar (Up/Down Counters)
Eğer sayıcı, 0'dan başlayıp belirli bir sayıya doğru sayıyorsa yukarı sayıcı, belirli bir sayıdan 0'a doğru sayıyorsa aşağı sayıcı, her iki tip saymayı da yapabiliyorsa yukarı/aşağı sayıcı olarak adlandırılır. Yukarı sayıcı ile ileri sayıcı ve aşağı sayıcı ile geri sayıcı eşanlamlıdır.
3- Elde edilen sayının kodlanmasına göre sınıflandırılabilirler. Örneğin; Binary sayıcı, BCD sayıcı onluk (Decade) sayıcı gibi.
Sayıcılar, girişine uygulanan darbe miktarına bagli olarak 2”n değişik durum alabilirler veya diğer bir ifade ile 2”n sayma yaparlar. Burada n, sayıcı yapısındaki FF ayıcıdır. Örneğin sayıcı yapısında 3 adet FF kullanılmış ise bu sayıcı 2”3 = 8 değişik durum alabilir, yani 0'dan 7'ye sayabilir demektir. Ancak 2”n formülünün geçerli olabilmesi için sayıcı yapısında herhangi bir geri besleme yapılmamış olması gerekir. Bir sayıcının, tekrar yapmadan alabildiği maksimum durum sayısına veya diğer bir ifade ile sayabildiği sayı miktarına, o sayıcının "mod"u denir. Örneğin bir MOD - 10sayicissi 10 değişik durum alabilir, yani 0'dan 9'a kadar sayar ve sonra tekrar 0'a döner.
ASENKRON SAYICILAR :
Asenkron sayıcılar, dalgalı sayıcı (Ripple counter) veya seri sayıcı (serial Counter) olar akta adlandırılmaktadır. Bu sayıcılarda bir flip - flopun çıkısı onu takip eden flip - flopun girişini sürmek için kullanılır. Asenkron sayıcılardaki flip - floplar toggle modanda çalışırlar, yani her bir saat darbesi ile durum değiştirirler. Her bir FF, önceki katin her bir 1'den 0'a (veya 0'dan 1'e) geççisinde durum değiştirir. Sayıcıların en önemli özelliklerinden biri de çalışma hızlarıdır. Örneğin asenkron yapıdaki bir sayıcıda 6 adet FF kullanılmış ve her FF.un yayılım gecikmesi 10 nsn olsun. Yapıda bulunan 6.FF.un konum değiştirmesi için 6x10 = 60 ns. lik bir zamanın geçmesi gerekir. Bu durum sayıcının çalışma hızını oldukça etkiler. Çünkü sayıcı girişindeki bilgi ancak 60 ns. sonra çıkışta oluşacak demektir. Asenkron sayıcılar; doğru binary ve geri beslemeli sayicilar olmak üzere iki gruba ayrilirlar. 2”n seklinde sayan sayıcılar doğru binary sayıcı olar akta isimlendirilirler.
Asenkron Yukarı sayıcılar (Up counters) :
Ayni sayıcının, gelen saat darbesine göre çıkışlarının nasıl değiştiği açıklanmıştır.
4 adet FF kullanıldığına göre bu sayıcı 2”n = 2”4 = 16, MOD - 16 sayıcısıdır. Yani 0'dan 15'e kadar sayar.
Tetikleme işareti sadece birinci FF olan D'ye uygulanmıştır.
Başlangıçta tüm FF.larin çıkışlarının "0" olduğunu kabul edelim. Burada yapılan işlem CK işaretinin sayılmasıdır. Yapıdaki tüm FF.larin negatif kenar tetiklemeli (CK işaretinin 1'den 0'a inişlerinde) olduğunu kabul edelim. Ilk CK darbesi olan 0 nolu CK.nin 1'den 0'a düşüşü esnasında d FF.u tetiklenir ve çıkısı "1" olur. Diğer FF”larda herhangi bir değişim olmaz. Çünkü bu FF.larin girişlerine henüz 1'den 0'a giden bir CK işareti uygulanmamıştır. D FF.un girişine uygulanan 1 nolu CK (2. CK) işaretinin 1'den 0'a düşüşü esnasında D FF.u tetiklenerek çıkısı 1'den 0'a gider. Bu anda C FF.u girişine 1'den 0'a giden bir CK gelmiş olur. Çünkü D FF.unun Q çıkışı ayni zamanda C FF.unun tetikleme girişidir. Böylece ikinci CK'da D FF çikisi "0" olurken C FF.u çıkışı "1" olacaktır. Diğer FF.larda bir değişim olmaz. 2 nolu CK (3. CK) nin 1'den 0'a düşüşünde D FF.u yine durum değiştirir ve çıkışı 0'dan 1'e gider, diğer FF.larda değişim olmaz. 3 nolu (4. CK) CK'nin 1'den 0'a düşüşü esnasında D FF.u yine durum değiştirir, yani çıkışı 1'den 0'dan gider. Bu değişim C FF.unun da durum değişikliğine neden olur. C FF.u çıkışı da değişerek 1'den 0'a gider. Bu durum ayni anda B FF.ununda 1'den 0'a giden bir CK aldığını gösterir. Böylece B FF.u da durum değiştirerek çıkışı 0'dan 1'e gider.
4 darbe sonunda çıkışlar A = 0, B = 1, C = 0 ve D = 0 seklindedir. Bundan sonra işlem anlatıldığı şekilde devam edecek ve 15 nolu (16. CK) CK.nin 1'den 0'a inişi esnasında tüm FF.lar "0" durumuna dönerler. D FF,u çıkısındaki işaretin frekansı giriştekinin yarısı, A FF,u çıkısındaki işaretin frekansı ise giriştekinin 1/16sidir. Yani girişe 16 darbe uygulanmışken A FF.u çıkısında ancak 1 darbe oluşmuştur. Bu özellik bize, bu sayıcıların ayni zamanda frekans bölücü olarak kullanılabileceklerini gösterir. Çıkış frekansı = Giriş frekansı / 2”n dir. Burada n sayıcıdaki FF sayısını gösterir.
Başlangıçta tüm FF çıkışlarının "0" olduğunu kabul etmiştik. Ancak bu her zaman böyle olacak demek değildir. Bu nedenle sayma işlemine başlamadan önce tüm FF.lari 0'a şartlamamız gerekir. Böyle bir devre silme (clear) girişleri olan FF.larla gerçekleştirilir. JK FF.lar ile gerçekleştirilmiş bir asenkron yukarı sayıcı görülmektedir.
Buradaki JK FF.larin J ve K” lari birleştirilip "1" seviyesine bağlanmakla toggle modunda çalışmaları sağlanmıştır. Ayrıca devreye S1, R1, C1 ilavesi ile başlangıçta tüm FF çıkışlarının "0" olma şartı yerine getirilmiş olur.
görüldüğü gibi 4 adet FF kullanildigina göre 2”4 = 16 adet durum var, veya sayıcı 0'dan 15'e kadar sayabilir demektir. Sayıcıdaki tüm FF"larin silme girişleri birleştirilip R1 - C1 birlesim noktasina baglanmislardir. Silme girisleri bu devrede "0" seviyede etkilidir. Bu nedenle silme girislerine uygulanacak "0", tüm çikislari "0" yapar.
S1 anahtari devrenin çalisma gerilimi anahtari ile senkron baglanmalidir. Çalisma gerilimi anahtari kapatildigi anda S1 de kapanacagindan R1, C1 sebekesinden büyük bir sarj akimi geçecektir. (Çünkü ilk anda C1 bostur ve üzerindeki gerilim sifirdir). Bu sarj akimi nedeniyle ilk anda bütün gerilim R1 üzerinde görülür. (Sekilde isaretlendigi polaritede). R1'in alt ucundaki "0" seviyeli gerilim silme