TATbim
Banner Ağı
Bedava Reklam
www.tatbim.de
HOSTİNG
Web Hosting
RADYO HOSTİNG
www.jethost.de
Divx Forum
Divx Paylaşım
Türk Film Arşivi
www.dostkervani.net
Site Rehberi
Sitenizi Ekleyin
Hitiniz Artsın
www.yenilist.com
RADYODİLAN
24 Saat
Canlı Yayın
www.radyodilan.net
+ Forum TATbim » Genel Kültür » Garip olaylar (+18)
 Efsaneler - Korku Hikayeleri - Hayaletler , Ruhlar vs...

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: 1 [2] 3
Konu: Efsaneler - Korku Hikayeleri - Hayaletler , Ruhlar vs...  (Okunma Sayısı 1242 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #15 : Eylül 20, 2008, 02:31:50 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

YURTTAKİ CİN

Bu efsane, 80'li yıllarda dilden dile dolaşıyordu. Gazi Kız Öğrenci Yurdu'nda bir grup kız, eğlence olsun diye cin çağırmaya karar vermiş. Bi odaya toplanıp başlamışlar seansa. Cin çağırmadaki en önemli husus da, cini geri göndermekmiş. Kızlarımız cini çağırıp bi güzel eğlenmişler. Hatta dalga falan bile geçmişler, gülmekten yerlere yuvarlananlar olmuş. İşleri bitince cini göndermek istemişler ama cin gitmiyomuş. Saatlerce uğraşmışlar. Sonunda cin gitmiş. En azından öyle sanmışlar. Gece yarısından sonra ise katlardan tuhaf tuhaf gürültüler gelmeye başlamış. O aralarda da bi sapık hadisesi yaşanmışmış yurtta. Cin olayını bilmeyen diğer kızlar korku içinde gürültüleri yurt idaresine haber vermiş. Gene sapık geldi sanılmış ve yurt didik didik aranmış ama bi'şey bulunamamış. Herkes tekrar odasına çekilmiş. Ancak o tuhaf gürültüler hala devam ediyomuş. Bu kez polis çağırılmış. Bütün kızlar dışarı çıkarılıp bi de polis didik didik etmiş yurdu. Ama yine nafile. Hiiiç bi'şey bulunamamış. Bu esrarengiz gürültüler durmuyomuş. Cin çağıran kızlar, olayı kendi aralarında konuşurlarken birisi, "Yaa yoksa bizim cin mi gitmedi mi, o çıkarıyo olmasın bu gürültüleri?" demiş. Aynı cini tekrar çağırmaya karar vermişler. Evet, gerçekten de önceki cin kendisiyle alay edildiği için gitmemiş ve cini kim çağırdıysa ancak o ikna edip gönderebilirmiş. Cini çağıran grubun başındaki kız panik olmuş. Çok da iyi bilmezmiş bu işleri. Ertesi gün bilenlerden cinlerle ilgili bi'şeyler öğrenerek cini göndermeye çalışmış. Ama o gürültüler durmamış. Cinin gidip gitmediği tam anlaşılamamış. Ancak o günlerde Gazi Yurdu'nun üst katlarından atlayarak intihar eden kızın, işte bu kız olduğu söyleniyormuş.
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #16 : Eylül 20, 2008, 02:32:02 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

ALLAHSIZ OSMAN

İstanbul'da 1800'lü yıllar... O zamanın ünlü kabadayılarından Ustura Kemal ve arkadaşları, Karacaahmet Mezarlığı'nın karşısında bi evin bahçesinde çilingir sofrası kurmuşlar. İçki masası muhabbeti tüm hızıyla devam ederken laf dönüp dolaşıp mezarlık ve ölü konusuna gelmiş. İçinde zırnık Allah korkusu ve vicdan bulunmadığını iddia ettiği için lakabı Allahsız Osman olan bir kabadayı, "Ulan ölü ne ki be?! Sen sağ olanlardan kork, ölüden kimseye zarar gelmez" demiş. Ustura Kemal da muhabbeti koyulaştırmak için, "Ulan Osman, madem ölüden korkmuyosun, gel şunu iyiden iyiye ispatla bize" diye dalga geçmiş. Allahsız Osman bunu nasıl yapacağını sorunca, Ustura Kemal, "Aha şu karşıdaki Karacaahmet mezarlığını görüyosun. Madem Allah'a inanmaz ve ölüden korkmazsın, bu gece 12'de mezarlığa girip sana vereceğimiz kazığı mezarlığa içinde bi yere çak. Sabah biz gidip, kazığın orada olup olmadığına bakarız. Eğer orada bi kazık varsa seni takdir ederiz" demiş. Allahsız Osman aslında, gece mezarlığa girmek bi yana, yanından geçerken bile türkü söyleyen bi adammış. Ama yiğitliğe leke süremeyeceğinden, "Peki ama siz de benimle gece gelip, mezarlık çıkışında bekleyeceksiniz" demiş. Zaten bu konuşmalar akşam saatlerinde yapılıyomuş, gece yarısı kalkıp Karacaahmet Mezarlığı'na gitmişler. Osman, gece karanlığında mezarlığın büyük kapısından içeri girmiş. Herkesin Allahsız Osman olarak bildiği o cesur (!) kabadayı, mezarlığın içinde salavatlar getirerek bi elinde kazık, bi elinde çekiç ilerlemiş. Bi mezarın yanına geldiğinde alelacele eğilip kazığı yere çakmış. Korktuğu için de hemen or'dan uzaklaşmak istemiş. Ama bi'şey, giydiği setrenin, (o zamanlar erkeklerin giydiği uzunca eteği olan bi tür giysi) ucundan tutmuş. Allahsız Osman vargücüyle, "İmdaaat! Ulan yardım edin. Ölü beni tutuyooo" diye feryat etmiş ama kendinden epey uzakta olan arkadaşlarına sesini duyuramamış. Bağıra çağıra mezarın üzerine yığılıp, kalp krizinden oracıkta ruhunu teslim etmiş. Uzunca bir süredir mezarlığın dışında bekleyen arkadaşları, Allahsız Osman'ın kendilerine oyun oynayıp, mezarlığın öteki kapısından çıktığını düşünüp dağılmışlar. Ertesi sabah ise, Ustura Kemal ve arkadaşları kazığın çakılı olup olmadığına kontrol için Karacaahmet Mezarlığı'na gelmiş. Bi bakmışlar ki, Allahsız Osman, kazıkla beraber setresinin ucunu toprağa çakmış durumda, bi mezarın üzerinde cansız yatıyomuş.

Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #17 : Eylül 20, 2008, 02:32:12 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

KÖTÜ YOLCULUK

Amerika'da bir baba ve oğlu beraber bir karavan yolcuğuna çıkmışlar. Alternatif bir tatil yapmayı planlıyorlarmış. Belli bir yol güzergahı çizmedikleri için macera olsun diye anayoldan sapıp, dar bir yola girmişler. Bayağı bir yol gittikten sonra çöl gibi bir yere varmışlar. Etrafta in cin top oynuyormuş. Bu sırada adam benzinlerinin azaldığının farkına varmış. Hemen haritayı açıp en yakın yerleşim yerini aramışlar. Karavan bir süre daha gittikten sonra, benzin bittiği için yolda kalmış. Baba kasabaya gidip benzin alıp geleceğini söylemiş. Ancak çocuk bulundukları yerden hiç hoşlanmamış. Babasına kendisini de götürmesi için yalvarmış. Ancak adam çocuğun onu yavaşlatacağını düşündüğü için, karavanın kapısını kilitleyeceğini ve kısa sürede döneceğini söyleyerek çıkmış. Cep telefonunu da çocuğa bırakmış. Çocuk korku içerisinde beklemeye başlamış. Bir saat geçip babası geri dönmeyince paniğe kapılmış. Bir zaman sonra, karavanın tavanından "pıt pıt pıt" diye sesler gelmeye başlayınca telefona sarılıp, eyalet polisini aramış. On dakika sonra kasaba şerifi karavana ulaşmış. Şerif ve yardımcıları kapıyı kırarak açmışlar. Çocuk dışarıya çıkar çıkmaz babasının kasabaya gittiğini, ama çok geç kaldığını nefes nefese anlatmaya başlamış. Ama şerif çocuğa bakacağına karavanın altında durduğu ağaca bakıyormuş. Sonra yardımcısına "Çocuğu buradan uzaklaştırın" deyince, çocuk arkasını dönüp ağaca bakmış ve düşüp bayılmış. Meğer karavanın üzerine pıt pıt diye damlayan, ağacın dalına asılmış olan babasının kafasız cesedinden akan kanın sesiymiş.
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #18 : Eylül 20, 2008, 02:32:33 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

DÜĞÜN GECESİ

Ahmet, elinde valizi şosede otobüsten inmişti, bundan sonra köyüne yayan gidecekti...Gökte yıldızlar, sanki gülüyordu delikanlıya, ne çok yıldız vardı, "askerlik bitti Dudu, çok şükür az sonra sana kavuşacağım !"diye geçirdi içinden. Yürüyordu yolu... Ekim ayının serin bir gecesiydi, bozkır ucu
bucağı belli olmayan boz kır,önünde uzayıp gidiyordu. Çocukluğu aklına geldi birden, yaz geceleri anası ile babası odalarında yatarken, o kız kardeşleri ile damda yatardı. Yer yataklarında gece yarılarına kadar kikir kikir gülerek, kendi aralarında şakalaşırlardı...En ilginci de gökteki, yıldızı aralarında paylaşırlardı... Ahmet, sabaha karşı görünen en parlak yıldız olan demir kazık "çoban yıldızını severdi" ... Yolun kenarında, biçilen ekin tarlaları görünüyordu...Harman sonu, düğün gününü kararlaştırmışlardı, Dudu'nun babası ile kendi babası.

Babası, "Sağılacakla teskereni al gel, düğününü yapalım oğlum!"diye mektup yazmıştı. Trene binerken, kuracağı yuvanın düşünü kuruyordu.. Konpartmanda, yaşlı bir adamla, genç bir kadın vardı..

"Oğul, pek dalgınsın, dikkat ettim, yüzün hiç gülmüyor, bir sıkıntın mı var ?"diye sormuştu yaşlı adam. Gülümsemişti, " teskeremi aldım, vatan borcunu yapıp köyüme sevdiklerime dönüyorum amca !" diye cevap vermişti..Adam, "nerelisin ?" diye sormuştu. Köyünün adını söylemişti... Tren birkaç istasyonda durmuş, inenler, binenler olmuştu...Yol yorgunluğunun üstüne uyku da bastırmıştı. Trenin sarsıntılı sesi, arada bir çalan düdüğü, askere giderken, kendisi gibi son tertip olan asker adaylarının, kiminin neşeli kiminin yakınlarının gelmemesi nedeniyle buruk olmasını anımsadı, gülümsedi, "Ahmet efendi ! askerlik bitti köyündesin işte..!"diye söylendi kendi kendine...

Annesi ile babası, bacıları kim bilir nasıl şaşıracaklardı...Tezkere gününü , yazmamıştı babasına Süpriz yapacaktı ! Dudu, yeşil gözlü, yay kaşlı yavuklusu karşısında görünce kimbilir nasıl sevinecekti...Yanıklar köyünde, şimdiye kadar böyle düğün ne gördük ne de yaşadık !Aşkolsun

Ahmet'lere diyeceklerdi...

Köyün mezarlığına gelmişti. Taşlarla çevrili mezarlığın yanından geçerken içi ürpermişti nedense...Oysa, askerlikte, nöbet tutarken, karşıda mezarlık vardı, her gün, bu mezarlığa cenaze arabasıyla, erkek ,kadın, çocuk, yaşllı her dinden her mezhepten cenaze geliyordu. Müslüman mezarı hemen belli oluyordu.. Mezar taşının üstünde ay ve yıldız, ölenin adı soyadı, cinsiyeti , doğum ve ölüm tarihi, baba adı, memleketi yazılıydı... Mezarlığı geçmişti ki, arkadan sinsice yaklaşan bir tilki bacağını ıssırdı. " Vay namussuz hayvan !"
diye tilkiye yerden bir taş alıp attı, tilki çoktan karşıya geçip mezarlığa girmişti...

Köye, girdiğinde, gecenin bi yarısı olmuştu. Köy derin uykudaydı...Işıklar sönmüş, gök yüzünde testekerlek bir ay vardı, hava açıktı. Ayak sesine köyden birkaç köpek havladı...



* * * *

Avlu kapısından girdi, dut ağacına zincirle bağlı, kara kıllı, kulakları kesik bir köpek, sahibini tanımadığından , zinciri koparmak için yırtınırken Osman efendi, ayak yoluna çıkmak için, taş merdivenden iniyordı ki karşısında valizli, uzun boylu sırtında goçuk, Ahmet'i birden karşısında görünce tanıyamadı, "hayırdır inşallah ! Bu eli valizli kim bu gece vakti gelen !" diye söylendi...Ahmet,
gülümseyerek, ay ışığında, balmumu gibi sarı yüzlü babasına baktı." Baba!beni tanımadın mı ?"dedi. " Ben Ahmet !" Adam, " Amet, oğlum !" diye sesi titredi.. "Hayır mı oğlum ? Gece vakti insan gelir mi?

Gündüz gelir insan, haydi yukarı çık, ben de su döküyüm geliyom " Ahmet , babasının açık bıraktığı kapıdan girdi.. Osman efendi, etrafı taşla çevrili yüz numaraya oturarak büyük aptestini yaptı, sonra, naylon ıbrıktan su dökerek kıçnı yıkadı, sonra yerden sabunluktan el sabununu alarak, ellerini yıkadı
şalvarını yukarı çekerek, merdivenden eve çıktı.Ahmet, elindeki valizi, kapı girişine koydu.

Sonra babasının eline geldi, yaşı adam, oğlunun yüzünü öptü. Delikanlı, "Anamla,bacılarımı uyandırma baba !"dedi.."Sabah olsun, görüşürüm..."

Yaşlı adam, "yol yorgunusun oğul, yatağını yapsınlar da yat !" dedi.. "Baba sen rahatına bak ! Ben şu sedire uzanırım...!" dedi.. Osman Efendi, bir battaniye getirdi. "Uyuyanın üstüne kar yağarmış, şunu üstüne ört Ahmet, yastığa başını koyar koymaz uyudu



* * * *


O sabah, erkenden uyanan Ahmet, ocakta süt kaynatan annesinin elini öptü..Yaşlı kadın, sevinçten gözleri doldu geldi..Sarıldı oğluna. "Ana...Anacığım nasılsın ? Hastalığın nasıl oldu ?" dedi . Yaşlı kadın, "yaşlandık gayri oğul...! Baban şeere götürdü, doktura gösterdi, şu kırmızı hapları verdi, kullanalı dizimin ağrısı azaldı !"dedi..

Sabah namazını kılan Osman efendi, karısına " süt piştiyse, Amet'e koy da içisin !" dedi.. Delikanlı, "Eee...siz de ne var ne yok ?"dedi.. Yaşlı adam, " Biz iyiyiz oğul, maşallah eskerlik sana yaramış...! Ne o ? Çorabı niye çıkardın ?"
"Evde kolanya var mı ? Namussuz tiki ıssırdı.." dedi..Yaşlı adam, "durup dururken tilki ıssırmaz oğul...Doktora gitsen iyi olur...!" Ahmet, güldü, "tilkinin ısırığından ne olacak baba! Alt tarafı bir sıyrık ..."

Keziban, ağabeyisine sarıldı, öptü. Ahmet gülerek, "kız büyümüşsün , hem de güzelleşmişsin dedi..Kızın yüzü kızarmıştı. Sonra, "Dudunun haberi yok ! Git geldiğimi haber ver, ben de yarın giderim !"dedi..



* * * *


Dudu, Ahmet'in askerden teskeresini alıp gelmesine çok sevinmişti. Çeyizini düzmüş, kaynanası kayınbabası ve Ahmet!le şehire giderek, gelinliğini almışlar, sonra , kız eviyle anlaşarak, gelin için gerekli ev eşyalarını almışlar, düğün gününü kararlaştırmışlardı. Ekimin, ikinci haftası, Cumartesi günü başlayacak düğün, Pazar günü gelinin baba evinden alınıp oğlan evine götürülmesi ile son bulacaktı.


Osman Efendi, düğün sofrasını üst kata kurdurmuştu...Kadınlar da alt kattaydı.. Üst kat yetmediği için, bahçenin içine de masalar atılmıştı. Evin çatısına bir bayrak, bayrak direğine de elma takılmıştı. Komşu Köylerden, şehirden gelen misafirler üst kata alınıyordu. Davul ile zurna, oğlan evinin kapısında, okuntuya gelenleri selamlarken, okuntucular davulcu ile zurnacıya
gönlünden ne koparsa veriyordu. Osman Efendi, silah atılmasını istemediği halde, delikanlılar, erkek ler halay çekerken, tabancanın namlusuna kurşun
sürüp tetiğe basıyorlardı...

Ahmet rakının verdiği mahmurlukla başı dönüyordu...Ama, hareketleri, bir garipti, onu tanıyan delikanlılar, "Ahmet'i rakı çarptı galiba diye gülüyorlardı..

Dudu, eline kına yakılırken, kızın biri "Yüksek Yüksek tepelere ev kurmasınlar , aşırı aşırı memlekete kız vermesinler !" diye türkü söylüyor, adet oduğu üzere, gelin ağlatılıordu...Dudu ağla sa da"hem ağlarım hem giderim misali içi heyecandan itriyordu...


* * * *


Ahmet, Duduyu kuaföre götürerek saçlarını yaptırmış, kendisi, lacivert bir elbise, ve beyaz bir gömlek, ayaklarına da siyah bir makosen ayakkabı
almıştı.





* * * *



Gerdek odasına girdiklerinde ikisi de heyacanlıydı...Ahmet'ın bakışları bir garipti, kızı öperken canını acıtıyordu...Ama Dudu, heyecandan sanarak katlanıyordu buna...Giderek, delikanlının hareketleri daha da dengesizleşmişti...Kızın neresi gelirse ısırıyor, göz bebekleri büyüyor, ağzından beyaz köpükler geliyordu. "İmdaaaat!" diye bağıdı. Çığlığı, kapının dışında, kanlı çarşaf bekleyen yengelerden biri duydu. Kızın çığlığına, utanmayı neyi bir tarafa bırakarak, odaya girdi..Manzara korkunçtu, kızın her tarafı diş izi ve kandı..

" Aman Allah 'ım ! Ahmet kudurmuş !" diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Sesi duyan sağdıç Hüseyin, içeri daldı, belinden tabancasını çıkarıp kızın üstüne abanan, Ahmet'in tam kafasına nişan alıp tatiğe bastı, odanın içini önce şiddetli bir patlama aldı, sonra Ahmet arka üstü devrildi... Osman efendinin nutku tutulmuştu sanki. Ahmet'in annesi,kalb krizi geçirirken, iki kız kardeşi ,yerde cansız yatan, ağzının kenarında köpükler olan ve damat elbisesi ve beyaz gömleği kan içindeki talihsiz ağabeylerine ve murada eremeyen geline ağlayarak bakıyorlardı...

Zavallı Dudu, eli yüzü kan ve diş izleri içinde korkudan tütriyordu. Yaşadığı korkunç olayın etkisinden hala kurtulamadığından şoka girmişti Sağdıç Hüseyin, karakolda alınan ifadesinden sonra serbest bırakılmıştı



*******



Dudu, nun ailesi, o olaydan sonra köyden göç etmişti...Dudu, kurtuldu mu yoksa kudurup feci şekilde öldü mü ? Aile nereye gitti, başlarına ne geldi bilen yok... Ama, her ekim ayında, Dudu kızın düğününün olduğu gün uğursuzluk sayıldığından, evlenen gençler, gerdek gecesini o güne denk getirmezler.
Ve gelinlik kızlar, her ekim ayında, oturup ağlar Ahmet, in mezarı, köyün girişindeki, mezarlıkta, etrafı taş duvarla çevrili mezarlarlığın içinde en yeni mezar, Ahmet'in mezarı, mezarının başına konan mermerde, Ahmet'in adı soyadı, baba adı doğum tarihi ,doğum yeri, ve ölüm tarihi yazılı
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #19 : Eylül 20, 2008, 02:34:53 ÖÖ »
mania
Yeni Üye
*

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 15
-Aldığı Teşekkür: 0


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

ÜST KATTAKİ KATİL

Büyük bahçeli bi villada yaşayan genç bi çift, çocuklarını bakıcıya bırakıp dostlarının verdiği bi partiye gitmiş. Bakıcı kız çocukları yatırdıktan sonra televizyon seyretmeye başlamış. Bi ara telefon çalmış. Kızcağız telefonu açtığında karşısında hırıltılı bi sesle konuşan biri varmış: “Şu an üst katta çocukların başucundayım. Sen de gelsene buraya. Huhahuha!” Kız feci korkmuş haliyle. Ama kendini “Kesin salak bi telefon şakası bu” diye düşünüp sakinleştirmeye çalışmış ve televizyonun sesini sonuna kadar açmış. Telefon tekrar çalmış. Aynı hırıltılı ses yine o histerik kahkahasını attıktan sonra, “Çocukların yanındayım. Hadi sen de gel yukarı” demiş. Kız daha da korkmuş ve santrali arayarak durumu anlatmış. Santralde iyi bi kadın varmış, “Adam sizi aradığında bi’kaç dakika konuşturun. Numarayı tespit eder, sonra da polise bildiririz” diyerek kıza yardımcı olmuş. Bakıcı kız telefonu kapatır kapatmaz hemen çalmış telefon. Aynı ses yine aynı sözleri tekrar etmiş. Kız konuşmayı uzatmaya çalışmış ama sapık anlamış bunu ve hemen telefonu kapatmış. Bi’kaç dakika sonra tekrar çalmış telefon, arayan santral memuresiymiş ve panik durumdaymış: “Hemmen kaç oradan! Arayan numaranın da adresi aynı. Yukarıda bi telefon hattı daha var demek ki!” Kız koşşa koşşa kaçmış evden. Bu arada santraldeki kadın, polisi olaydan haberdar etmiş bile. Polisler bi’kaç dak’kada adrese gelip eve girmiş. Gerçekten de üst katta elinde kocaman bi kasap satırı olan bi katil yakalamışlar. Üst kat pencerelerinin birinden eve giren sapık katil iki çocuğu öldürdükten sonra o telefonları etmeye başlamışmış.



süpermiş majorr.. paylasım için saol
Logged

Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen.. Hayatı Sıfırlamak.. Sil Baştan Sevmek Gerek Bazen.. Herşeyi Unutmak..
« Yanıtla #20 : Eylül 20, 2008, 02:37:32 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

HosqeLdin Canım Forum'a..

Seninde Yazmak istediqin Olursa Yaz ßuraya ßizLerLe PayLasırsın..
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #21 : Eylül 20, 2008, 04:00:06 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Komşusunun 10 yaşındaki kızına tecavüz edip öldüren caninin, ceseti kızartıp yemeyi planladığı ortaya çıktı. Komşusunun 10 yaşındaki kızına tecavüz edip öldüren cani, ceseti kızartıp akşam yemeyi planlamış.Aramaya katıldıOklahoma'da yaşayan ilkokul öğrencisi Jamie Bolin korkunç bir cinayete kurban gitti. Geçen çarşamba ortadan kaybolan küçük kızı arama çalışmalarına komşuları Kevin Underwood da dahil bir çok kişi katıldı. Ancak Jamie bir türlü bulunamadı. Şüpheli hareketleriyle dedektiflerin dikkatini çeken 26 yaşındaki Underwood'un evine giren polis gözlerine inanamadı.Sonunda itiraf ettiJamie'nin cesedi parçalanmış halde plastik bir küvetin içinde duruyordu. Cesedin yanında et dövücü, mangal maşası ve et yemekleri kitabı vardı. Ray, sorgusunda küçük kızın bir hafta önce telefon etmek için dairesine geldiğini, tecavüz ettiğini ve kafasına vurarak öldürdüğünü itiraf etti. Bilgisayarında ise kızı kızartıp yemeyi planladığına dair yazıları bulundu. Kevin, ölüm cezasıyla yargılanacak.
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #22 : Eylül 20, 2008, 04:01:18 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Size hiç kimsenin bilmediği bazı şeyler anlatacağım. Aynaları bilirsiniz sabahları kalktığımızda karşısına geçip kendinizi izlediğiniz, süslediğiniz aynalar. Peki aynaya geceleri hiç baktınız mı, bakmayı hiç denediniz mi? Denemek istemezmisiniz?
Geceyarısından sonre eğer cesaretiniz varsa karanlık odadaki bir aynaya (el aynası değil) uzun süre bakmayı deneyin. Oda pencereden gelen sokak lambalarının verdiği loş ışık altında olabilir. Eğer bunu yapmak istediğinize kendinizi emin hissediyorsanız başlayabilirsiniz.
"Baksam bile kendimden başka ne görebilirim ki" dediğinizi duyar gibiyim. Peki bedensiz varlıkları görmenin bir yolunun da aynalar olduğunu biliyormuydunuz. Ya da gece uzun bir süre aynaya baktığınızla gözlerinizle göremediğiniz varlıkları yada diger bir deyişle cinleri görmek istemezmiydiniz.
Anlattıklarım size ürkütücü gelmiyor mu? Yoksa siz cinleri filmlerde izlediğiniz küçük ve b..tan bir lambanın içinde yaşayan varlıklar mı zannediyorsunuz. Peki onlarla iç içe yaşadığımızın farkında değilmisiniz. Onların bizi gördüğü ama bizim onları göremediğimiz bir dünyada yaşadığımız gerçeğini hiç duymadınız mı?
Hiç çevrene görmek istediğin gözle baktın mı? Denersen göreceksin ki sen farkında olmadan etrafında ki yüzlerce göz seni izlemekte....
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #23 : Eylül 20, 2008, 04:01:41 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Sonuna kadar okuyun +50 miş

--------------------------------------------------------------------------------

Yüksekokulda okuyan genç bir kız yağmurlu bir havada evine dönerken yanına lüks bir araba yanaşıyor.İçindeki bay gayet yumuşak yüzlü ve kibar bir ses ile
-Hanımefendi dilerseniz sizi evinize bırakabilirim diyor.
Kız bu kibar teklife kibarca - Hayır teşekkürler şuradan dolmuşa binip gideceğiz zaten dedikten sonra bakmadan yoluna devam ediyor.
Tam durağa yaklaşmışken o araba tekrar kızın yanına yanaşıp
-Hanımefendi lütfen binin.Bakın bu yağmurda ulaşımın nekadar zor olduğunu bilirim.İnanın kötü bir niyetim yok.Bende sizin gibi bu okulda okudum ve bakın şimdi bir iş sahibiyim.Sizi anlamasam bukadar ısrar etmem. Diyor.
Kız biraz tebessüm ettikten sonra teklifi kabul ediyor.Arabaya bindikten sonra Kibar beyefendi yine aynı edayla eviniz netarafta diye sohbete başlıyor.Sohbet uzuyor çünkü kızın evi oğlanın gideceği yönün tam tersi ve şehre uzak bir kasabada.Bu sohbet sırasında kız ondan bir elektrik almış olmalı ki arabadan inerken telefonlarını kaydetmeyi teklif ediyor.
Evet kızımız evde ve oğlanda tekrar şehre dönmek için yola çıkıyor.O günden sonra kız hep eve dönerken gözleri sürekli o aracı ve o etkilendiği genci arıyor.
Aradan 3-4 gün geçince kızın birden aklına düşüyor.Etkilenmiş olduğu çocuk acaba kendini beğenmedi mi yada ölesine birimiydi yada amaaan o beni arasın gibi düşünürken haftasonu geliyor.Bakıyorki oğlan aramıyor kız onu aramaya karar veriyor.Telefonu uzun uzun açlıyor fakat açan kimse olmadığı için tam kapatırken ağlamaklı bir bayan sesi açıyor telefonu.Kız oğlanı sormak için aradığını ve ona ulaşamadığını söylüyor.
Telefonu açan oğlanın annesi şu sözleri söylüyor.
-Kızım, oğlum geçen hafta yukarı kasabadan gelirken trafik kazasında can verdi.Bizde ne işi olduğunu bilmiyorduk orda.Gitti yavrum diye feryat fidan telefonu kapatıyor.Kız tabi şok içinde.Çünkü oraya kendisini bırakması için gelen çocuk dönerken trafik kazasında can veriyor.Kız öyle bir bunalıma giriyorki bu olaydan tamamen kendini sorumlu tutuyor..
Aradan birkaç gün geçince kız dayanamayıp tekrar o numarayı arıyor ve adres istiyor kadından.Oğlanın evine gittiğinde bütün olayları başından sonuna anlatıyor ve kendini sorumlu tuttuğunu söylüyor.Bu nedenle bunalımda olduğunu korkulu kabuslar gördüğünü söylüyor.Annesi ise biraz daha rahatlamış ve sakin bir sesle -sen gönlünü ferah tut kızım.Allah verdi Allah alır canı..diyor.
kız tam evden çıkarken son bir ricada bulunuyor annesinden..
-teyzecim lütfen beni kırmayın.Onu yarım saatlik görmeyle çok sevmiştim.Bana ondan kalan birşeyi hatıra olarak verebilirmisiniz diyor.Annesi de ona oğlunun ogün giydiği gömleği veriyor.Kız alıp çantasına koyar koymaz evin yolunu tutyor.Eve geldiğinde bir bakıyorki gömleğin yakasında bir iki damla KAN izi var.
Şaşırıyor ve birazda korkuyor.Neyse diyor kadıncağız üzüntüsüyle nasıl yıkadığını bilmemiştir deyip kendisi tekrar onu bir güzel yıkıyor.Çıkarıp ütülüyor ve akşam yatarken yastığının altına koyup duasını ediyor.
o gece herzamankinden daha korkunç bir rüyayla uyanıyor ve yatağından fırlıyor kız.ama telaşla gömleğin hala yasığının altında olduğunu unutuyor.Sabaha kadar korku dolu dakikalarla geçiyor.Sabah aklına gelen ilk şey gömleği götürüp gei vermek ama bir bakıyorki kendi elleriyle yıkayıp ütülediği gömlekte aynı KAN izleri..Biranda çığlık atıyor.Ve o anda şuurunu yitiriyor ve artık aklı gelgit olan kıza ne doktorlar nede başkaları çare bulamıyorlar.
Bir zaman sonra kızın ailesi çok usta bir hoca adı duyuyorlar.Doktorların bile çare bulamadığını belki o hoca bulur diye kalkıp başka bir şehirde yola koyuluyorlar.
Varınca kızı içeri çağıran hoca direk Buyur .... Kızım diye yanına alıyor.
Kız yine hocaya şaşkın bakışlarla -adımı nerden bildiniz .. diye soruyor.Hocanın cevabı net.ben bilirim kızım.iman etmen yeterli diyor.Neyse ..
Hoca kıza bikaç soru sorduktan ve tütsüsünü yaptıktan sonra gömlekle ilgili sorular sormaya başlıyor.
HOCA - Kızım bak gömlek ne renkti ?
KIZ - Beyaz Hocam..
HOCA - Peki kızım eminmisin iyice yıkandığına
KIZ - Eminim hocam.Hatta annem ertesi gün kendi elleriyle tekrar yıkadı ve sonra yine aynı oldu.
HOCA - Peki annen yıkadıktan sonra kan izleri gitmişmiydi kızım...
KIZ - Korkuyorum Hocam..Bakamadım..
Hoca gömleği ister.Alır ve biraz inceledikten sonra..Evet Kızım haklıymışsın KAN lekesi gitmemiş.
Peki Kızım Son Bi Soru
Bunu neyle yıkadınız
KIZ - deterjanla hocam
HOCA - E be kızım E be kızım..ACE yle yıkasana be yavrum

Ehi Ehi..
İşte size arkadaşlarınızı faka bastıracağınız bi hikaye... İyi Geceleeeer...
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #24 : Eylül 20, 2008, 04:04:30 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Hindistanda yağan pembe yağmur dünya dışı warlıklarmış. kanıtlandı

Hindistan'a yağan PEMPE YAĞMUR, 'dünya dışı organizmalar' içeriyormuş
Bilim adamları 5 yıl önce Hindistan'a yağan "pembe yağmurda" dünya dışı hücreler buldu. Hücrelerin bilinmeyen hastalıklara neden olabileceğinden korkuluyor
(30 Mayıs 2006 Salı)
Hindistan'ın Kerala eyaletinde 2001 yılında pembe renkte yağmur yağdığında tüm dünya bu olaya çok eğlenceli gözüyle bakmıştı. Ancak bu olayın nedenlerini araştıran Gandhi Üniversitesi'nden Profesör Godfrey Louis, geçen aylarda korkunç bir gerçekle karşılaştı. Yağmur suyundan alınan örneklerde dünyada daha önce bilinmeyen hücreler buldu. Kan hücresine benzeyen hücreler genetik kalıtım maddesi yani DNA'ları olmamasına rağmen bölünebiliyor ve soylarını devam ettirebiliyorlardı.

Dünyadışı canlılar, belli bir basınçta 315 dereceye kadar kaynatılan suda bile yaşayabiliyorlardı. Bugüne kadar bilim 120 dereceden sıcak suda bir yaşam olmasına imkansız gözüyle bakıyordu. Araştırmalara ingiliz Sheffield Üniversitesi de katıldı. Uzmanlara göre bu hücreler bir gök cisminin üzerinden atmosfere taşınarak yağmur bulutlarına karıştı. Kesin bir sonuç için daha uzun çalışmaların gerektiğini söyleyen uzmanların en korkunç senaryosu, hücrelerin dünyanın yabancı olduğu bir hastalığa neden olarak salgına dönüşmesi.
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #25 : Eylül 20, 2008, 04:05:22 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Doğu Anadolu ya giden şehirler arası bir otobüs geceningeç saatlerinde yolda bir adamın otobüse binmek amacıyla amacıyla el kaldırıp durmasını istiyor.

Şöför kapıyı açınca yolcu birazcık beklemesini,ailesini alıp geleceğini söylüyor.O arada şöför kafasını direksiyona dayayıp uyuyor.Aradan zaman geçiyor ve yolcu geri dönmüyor.

Yolcular sabırsızlanıp yolcunun gelmeyebileceğini söyleyip şöförün hareket etmesini söylüyorlar.Fakat şöförün hareketsiz öylece kalakaldığını görüyorlar ve şöförün öldüğü anlaşılıyor. Sizce bir tesadüfmü?
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #26 : Eylül 20, 2008, 04:06:39 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Balıkesir'deki bi kız lisesinde yatakhanenin birinde, kızları gece uyku tutmayınca birbirlerine hikayeler anlatmaya başlamışlar. Bunların çoğu da okullarına ait korkunç olaylarmış. Güya şeytan çok eski zamanlarda burada yaşayan bir ailenin fertlerine dadanmış ve onların ruhlarına giriyomuş. İnanışa göre şeytanın ayakları terstir ya, o insana da şeytan girince doğal olarak ayakları ters dönüyormuş.

Aradan bi kaç saat geçmiş. Gruptakilerin uykusu gelince herkes yatağına gitmiş. Kızlardan biri accayip sıkışmış. Tuvalete gidecek ama anlatılanlardan epey bi korktuğu için gidemiyomuş. Alt ranzada yatan arkadaşını dürtüp uyandırmış. Diğer kız da bu hikayelerden en çok etkileneniymiş. Zaten zar zor uyuduğundan hiç kalkmak istememiş. Ancak arkadaşı ısrar edince onunla tuvalete gitmek zorunda kalmış. Arkadaşı tuvalete girince o da kapının önünde beklemeye başlamış.

Diğer kız tuvaletten çıktığında bi tuhaf bakıyomuş. Bizimki anlatılanların etkisiyle de olsa gerek direkt kızın ayaklarına bakmış. Bi de ne görsün! Arkadaşının ayakları ters dönmüş. Parmakları arka tarafa bakıyomuş. Kızcağız çığlık çığlık kaçmaya başlamış. Koşarken de ara sıra arkasına bakıyomuş. Tam bu sırada koridorda belletmen öğretmenle çarpışmış. Kız nefes nefese başına gelenleri anlatmış. Sonunda, "Hocam inanamıyorum, ayakları resmen ters dönmüştü" demiş. Öğretmen, "Benimkiler gibi mi yani?" diyerek ayaklarını göstermiş. Kız kafasını aşağı indirince belletmenin ayaklarının da 180 derece arkaya baktığını görmüş. Napsın kızcağız, bu manzarayla beraber oracıkta aklını yitirmiş..
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #27 : Eylül 20, 2008, 04:07:25 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Ben emirhan 14 yaşımdayım bursada yaşıyorum bu olay bu yıl yazlıktayken başıma geldi arkadaşlarımla geziyoruk bir ağacın altında dinlenmeye karar verdik ağaçta bir bez vardı üzerinde anlamadığımız şekiller vardı.O bezde birçok düğüm vardı melih o düğümleri çözmeye çalıştı fakat başaramadı bir güç onu bunu yapmaktan alıkoyuyordu sanki sonra o bezle ilgilenmeyi bıraktık biraz konuştuk eğlendik.Sonra evlerimize döndük ertesi gün sitede bir çığlık duyduk bu çığlıkla uyandık.Melihin annesinin sesiydi bu hemen koştuk melih kanlar içinde yatakta yatıyordu özellikle elleri paramparça olmuştu polis geniş güvenlik önlemleri aldı.Çünkü bu olay ilk değilmiş diğer siteden bir ablada bu şekilde bulunmuş çok korktuk ailelerimiz bizi dışarıya tek başımıza çıkarmadılar hep birlikte zar zor izin alıp dışarı çıktık.Yine o ağacın yanına gittik çiğdemin gözü o beze takıldı buldum diye bağırdı melih ve o ablanın neden öldüğünü buldum o abla benim ablamın arkadaşıydı dedi onlarla gezintiye çıktık ve o bu bezi çözmeye çalıştı ve ertesi gün öldü melihin de başına aynı şey geldi önce inanmadık ama sonra inandık.Ertesi gün yanımıza makas ve bıçak alıp gittik o bezi kestik ve ertesi gün hepimizin elleri kabarmıştı ve buna iyice inandık bunu yapanın kim olduğunu da bulduk bunu yapan kulübede yaşayan dedeydi bunu aynı bezi bağlamaya çalışırken yakaladık korkup kaçtı bir hafta sonra ölü bulundu şimdi o evi satıp başka bir yerden yazlık aldık ama o olaylar aklımdan çıkmıyor her gün kabuslarıma giriyor buna inanın lütfen birkaç arkadaşımız inanmadı ve gördükleri yüzünden delirdiler...
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #28 : Eylül 20, 2008, 04:07:44 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Ben cok küçüktüm ve gecenin yarısı bir yaslı adam geldi ve bana bir mektup bıraktı tabi kimse bana inanmadi hatta mektupu bile bakmadılar küçük bir çocuğum ya oyun oynuyorum falan sandılar bende önemli degildir diye çöpe attım mektupu aradan yillar gecti ve bir gün bu mektupu bodrumda buldum ve bunun önce bir şaka falan olduğunu sandım çünkü mümkün degil boyle birsey.Seneler önce baska bir evde çöpe atmıstim bu mektupu tabi kimseye söyleyemedim belliydi kimsenin bana inanmayacagi.Önce aÇmadan tekrar çöpe attım ve olayi unutmaya çalıştım ama mümkün değil hep o adam rüyalarıma girdi.Ayrıca artık iş işten geçmisti atmıstım çöpü disarı.Her gece o adam rüyama girdi 6 sene boyunca hicbir gece adam gibi uyuyamadim ve artik kafa yemek üzereyken birden mektubu masamın üstünde gördüm tüylerim diken dikendi titremeye basladım oracikta yere yıkılmak üzereydim ve içimden artık yeter şunun icine bakta kurtul falan diyordum ve sonunda açtım mektubu gözlerime inanamadim mektubun icinde cok garip bir not vardi notta lütfen kızımı ve tanıdıgın herkezi evden cıkar yazıyordu ve tarih ise 1999 gölcük depreminin oldugu tarihteydi...
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
« Yanıtla #29 : Eylül 20, 2008, 04:08:06 ÖÖ »
MaJoR
Başarılı Üye
****

Teşekkür Puanı
-Verdiği Teşekkür: 2
-Aldığı Teşekkür: 19


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 416


Üyelik Bilgileri
Ynt: GizemLi HikayeLer...

Bilinmeyen Varlık


7 YAŞINDAYDIM.Bir gece odamda tek başıma yatıyordum.O zamanlar daha iki yaşında olan kardeşim geceleri arasıra yanıma geliyordu.Ve o gecelerden birini yaşıyordum yine.Yeşil kazağı ve kırmızı külotlu çorabıyla gece yarısı kardeşim yanıma gelmiş yatağımın başında durup bana bakıyordu.Bende yattığım yerde şöyle bir doğrulup kalktım.Kardeşimin suratına baktım.Suratı aynı televizyonda karıncalanan görüntüleri andırıyordu.Gözleri burnu pek belli değildi.Haif karıncalı ve buğulu görünüyordu suratı.Tuhaf birşeyler vardı yolunda gitmeyen.Sonra dokunmak üzere elimi kardeşimin suratına **yasak kelime-Forum Kurallarını Okuyun**ürdüm.Kardeşimse elini elimin içinden geçirerek ellimi geri itti.Ne olduğunu anlayamadım.Eli elimin içinden geçmiş olmasına rağmen nasıl geri itebildi anlam veremedim.Sonra kardeşimin elinde dikkatimi çeken bir şey oldu parmeklarının arasında bağ doku vardı.Sonra ona "git yerine yat" dedim.O da yanımdan ayrılarak balkona doğru gitti.Ve ben ona 3-4 defa "yerine yatmaya gitsene pelin"diye bağırdım.O sırada benim bağırmamı duyan annem yatak odasından seslendi bana "pelin burda yatıyor sen niye bağırıyorsun"diye.Şok olmuştum.Kardeşim yerinde yatıyorsa yanıma gelen kimdi?Üstelik sabah kalktığımda kardeşim pijamalıydı kazaklı ve külotlu çoraplı değil.Bunu o zamanlar kime anlattıysam inanmadı hayal gördüğümü düşündüler.Şimdi 18 yaşındayım.Ve o zamanlar bana gelen her neyse bu 18 yaşımda tekrar yanıma geldi.
Anlatayım.Ben kardeşimle birlikte babannemde yatıyordum bir gece karşılıklı kanepelerde.Sabaha karşıydı.Evde loş bir karanlık vardı.Birden uyandım.Gözlerimi yavaşça açtımki kardeşim başımda bekliyor.Ama bu sefer kardeşimin 13 yaşındaki hali duruyordu karşımda.Hemen kardeşimin yattığı kanepeye baktım.Kardeşim yoktu.Ayak ucumda duruyordu.Üstünde lacivert bol penye ve siyah bir eşortman altı vardı.Ona baktım "tuvaletin geldiyse git yap ben burdan sana bakıyorum"dedim.(Babannemin evinde korkuyorduda tuvalete gitmeye beni uyandırıyordu bazen.)Sonra arkasını döndü ve koşarak banyoya gitti kardeşim.Ama koşuşu bir tuhaftı.Bacakları içe doğru çarpık ve sağa sola genişçe yaylanarak koşmuştu.Tabi o öyle koşarken ben üç kere gözlerimi ovuşturdum.Bu gördüğüm gerçekmi diye.Çok şaşırdım çünkü.O banyoya girdikten sonra ben kardeşimin kanepesine baktım tekrar.Osırada sanki kardeşimin üzerine sis bulutu çökmüştü.Birden yavaşça o sis bulutu çözüldü ve ben kardeşimin kanepede uyuduğunu gördüm.Üstelik kardeşim gecelikliydi....Bu daha taze yeni olmuş bir olay...Hadi küçükken gördüğüm hayaldi bu damı hayal...On sene sonra tekrar çıktı karşıma.Üstelik 18 yaşımda olduğum için aklım daha yerinde 7 yaşımdaki halime göre...İnanın oluyor buna benzer olaylar...Var böyle varlıklar çünkü bunu yaşayanlar var..."Bilen çekmez çeken bilir."misali..."Yaşayan bilir bilen yaşamaz...
Logged

Linklerin Gorulmesine izin Verilmiyor
Linki Gorebilmek icin Uye Ol veya Giris Yap

Kırgıήıм ..Kįмέ oĿdцgцήц Nέyέ oĿdцgцήц ßįĿмέdέή Kırgıήıм..ßέĿkį Hąyątą ßέĿkį Kέndįмέ.. Kırgıήıм Sądέcέ..
Sayfa: 1 [2] 3
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arşiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Copyright © 2001-2007 TATbim™
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
|Sitemap|Sitemap1|Sitemap2|Wap|Wap2|Wap Forum|XML|